reklam

16 Nisan 2014 Çarşamba

Babetler 'düztaban' yapıyor

YEŞİM SERT KARAASLAN - Yaz aylarının gelmesiyle birlikte birçok kadının estetik açıdan sık sık tercih ettiği babetler, topuklarda artan baskıya bağlı bilek ve kalçalarda ağrıya yol açarken; uzun süre giyildiğinde yürüyüşte şekil bozukluğu ayak zemininde yayvanlaşma ve düztabanlık gibi ayak deformasyonlarına neden oluyor.

Acıbadem Ankara Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Dilek Koç Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ayakların vücut balansının sağlanmasında adeta kolon görevi gördüğünü belirterek, ayaklarda meydana gelecek bir olumsuzluğun tüm vücudu etkileyeceğini söyledi.

İnsan vücudunda ayakların 26 kemik, 33 eklem, 107 ligamen ve 19 kastan oluşan en komplike organlarından biri olduğunu belirten Yılmaz, ayakların vücudunun tüm ağırlığını taşımakla görevli olduğunu ifade etti. Yılmaz, gün içinde ergonomik olarak yanlış tercih edilen ayakkabıların sırt ve kalça ağırlarından kireçlenmeye kadar birçok sağlık meselenine yol açabildiğini bildirdi.

Yanlış ayakkabı seçimi sonrasında görülebilecek sağlık sorunlarından birinin duruş bozukluğu olduğunu anlatan Yılmaz, yüksek topukların vücudun ağırlık merkezini öne doğru iterek bel ve kalçanın normal duruşunu negatif etkilediğini söyledi. Yılmaz, bu durumda bel kavisinin arttığını, bunun sonucunda ise bel ve kalça kaslarında aşırı gerginlik ve ağrı oluştuğunu dile getirdi.

-Yüksek topuklu ayakkabılar, diz ve bacak ağrısına yol açıyor

Yüksek topuklu ayakkabılar giyildiğinde vücut ağırlığının öne kayması ve dizlere aşırı yük binmesiyle birlikte diz ağrıların görülmeye başladığını anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:

"Zamanla diz ekleminde kireçlenmelere yol açabiliyor. Ayrıca topuklu üzerinde daha çok kasılan baldır kasları bir süre sonra bacak ağrılarını da beraberinde getiriyor.

Topuk ne kadar yüksek ise ayağın ön kısmı öne doğru o kadar çok bükülüyor ve aşil tendonunu kısaltarak ağrılara yol açabiliyor.

Yüksek topuklu ayakkabıların sert arka kısımları ya da kayışları zamanla topuğu tahriş ederek topuk arkasında yer alan kemiğin büyümesine neden oluyor.

Yüksek topuklar vücut ağırlığını dengeli dağıtamıyor ve uzun süreli giyilmesi sonucu parmak diplerinde eklem ağrıları ortaya çıkıyor.

Ayrıca yüksek topuklar dengenin bozulmasına yol açtığından düşme riskini arttırarak bilek yaralanmalarına davetiye çıkarabiliyor."

-Dar burunlu ayakkabılar parmakların yapısını bozuyor

Yılmaz, önü dar ayakkabıların başparmakta ağrılı kemik büyümesine, başparmağın iç taraftaki diğer parmaklara doğru eğilmesine sebep olduğunu ve şekil bozukluğuna sebep olduğunu ifade etti.

Yüksek topuk ve önü dar ayakkabıların 3. ve 4. parmaklar arasında yer alan hudut dokusunda kalınlaşmaya yol açarak parmaklarda ağrı ve uyuşukluğa sebep olduğunu belirten Yılmaz, "Parmak önü dar ayakkabılar, küçük parmakların orta eklem hizasında bükülmeler yol açıyor ve sonucunda parmaklar, ayakkabı giyilmezse bile bükülü kalıyor. Bu da çekiç parmak görünümüne yol açıyor" dedi.

Yılmaz, burnu dar ayakkabılar tercih edildiğinde baş parmaklarda tırnaklara sürekli baskı uygulandığından zamanla tırnak batması sorunu görüldüğünün altını çizerek, bununla birlikte nasır, mantar gibi diğer meselelerle da sıklıkla karşılaşıldığını anlattı.

-Babetler de suçsuz değil

Yılmaz, babetlerin de çok sağlıklı olmadığına dikkati çekerek, "Babet ayakkabılar, yüksek topukluların tersine ayağa binen yükü öne değil topuğa kaydırarak burada yüklenmeye neden oluyor ve topuktaki baskı, bilek ve kalça ağrılarına yol açabiliyor" diye konuştu.

Babetlerin, dış taban kısmının çok ince olduğu için zeminden gelen darbeleri engelleyemediğinin de altını çizen Yılmaz, şöyle devam etti:

"Zemin ile ayak arasında kalın bir tabakanın olmaması ayak travmalarını beraberinde getiriyor.

Normalde ayakkabıların taban ve sırt kısımları, ayakların yayılmasını önlemek ve yük dağılımını desteklemek için daha sert ve ergonomik bir yapıda üretilmeliler. Ancak babetlerde böyle bir destekleyici bölge bulunmuyor. Bu yüzden babetler uzun süre giyildiğinde; yürüyüşte şekil bozukluğu, ayak zemininde yayvanlaşma ve düztabanlık gibi ayak deformasyonlarına neden olabiliyor."

Yılmaz, ayakkabı seçiminde ideal topuk yüksekliğinin 2-5 cm arasında olduğunu, ayakkabıların burun kısmının yuvarlak ve geniş olması, parmaklar yeterince rahat hareket edebilmesi gerektiğini ifade ederek, şu önerilerde bulundu:

"Sentetik materyallerden yerine doğal deriden yapılmış, hava sirkülasyonu meydana gelen ayakkabılar tercih edilmeli. Ayakkabının büyüklüğü en uzun parmağa göre seçilmeli. Eğer babetlerin rahatlığından vazgeçilemiyorsa, içine yumuşak bir destek konulmalı ve ayak kavisi desteklenmeli. Dolgu topuklarda ön ve arka kısmın eşit olması durumunda sorun yaşanmıyor ancak yine de dolgu kalınlığı 10 cm'yi geçmemeli. Aksi takdirde ayak yerden çok yükseliyor ve yaylanma bozulduğu için diz ve bel ağrıları gözleniyor.

Günün çoğunluğunu ayakta geçirenler için en ideal ayakkabı, bağcıklı yürüyüş ayakkabılardır. Bunlar; darbe emici tabanlı, geniş, içi pet ile desteklenmiş ve yüksekliği 2 cm'den fazla olmayan modeller olmalı."

Hipertansiyon sık görülen sinsi bir hastalık!

Denizli Devlet Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Güray Ceylan, hipertansiyonun oldukça sık görülen sinsi bir hastalık olduğunu, Türkiye'de her 3 kişiden birinde hipertansiyon hastalığının görüldüğünü söyledi. Dr. Ceylan, hastaların yaklaşık yüzde 60'ının ise hastalığının farkında olmadığını belirtti.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Güray Ceylan, kalbin kan pompalarken damar duvarına yaptığı basıncın tansiyon olduğunu, bu basıncın istenen değerlerin üzerinde meydana gelmesinin da hipertansiyon olarak adlandırıldığını söyledi. Kan basıncının büyük tansiyon ve küçük tansiyon olmak üzere iki değerden oluştuğunu ifade eden Dr. Ceylan, "Genel olarak normal kabul edilen değerler büyük tansiyon 12, küçük tansiyon 8'dir. Normal koşullarda sürekli kan basıncı 12-8'in üzerinde meydana gelen kişiler hipertansiyon hastalığı adayı kabul edilmelidir. Farklı iki günde en az iki kez yapılan ölçümlerde 18 yaşını geçmiş erişkin bir bireyde büyük tansiyonun 14 ve üzerinde ya da küçük tansiyonun 9 ve üzerinde olmasına hipertansiyon (yüksek tansiyon) adı verilmektedir. Tansiyon ölçülürken doğru sonuçların alınması için de ölçüm yapmadan en az 5-10 dakika önce dinlenmiş ve nihai yarım saat içerisinde ça y, kahve ve sigara tüketmemiş olması önemlidir" dedi.

İleri yaş, anne ya da babada hipertansiyon varlığı, aşırı kilo, aşırı tuz ve alkol tüketimi, egzersiz yapmamak, bazı ilaçlar ve stresin hipertansiyon için risk etmenleri arasında yer aldığını anlatan Dr. Güray Ceylan, "Hipertansiyon, damar sertliği, kalp hastalıkları, felç, böbrek hastalıkları ve görme kaybı gibi rahatsızlıklara neden olabilir. Ancak kan basıncı istenen sınırlarda tutulursa bu rahatsızlıklar önlenebilir. Yüksek tansiyon hiçbir belirti vermeden tesadüfen yapılan bir ölçümle tespit edilebileceği gibi, baş ve boyun ağrısı, kulak çınlaması, göz kararması, baş dönmesi, burun kanaması gibi belirtilerle de ortaya çıkabilir" şeklinde konuştu.

"DOKTORA DANIŞMADAN İLAÇ KULLANMAYIN"

Dr. Ceylan, yaş, cinsiyet, eşlik eden hastalıklara göre hipertansiyon tedavisinin şekillendirildiğini söyleyerek, hastalara şu tavsiyelerde bulundu:

"Günümüzde çok çeşitli grupta ve farklı mekanizmalar ile kan basıncı kontrolü sağlayan ilaçlar mevcuttur. Hipertansiyon tanısı konduktan ve gerekli tetkikler yapıldıktan sonra hastanın yaşı, cinsiyeti, eşlik eden hastalığı ve kan basıncı yüksekliğinin derecesine göre takip eden hekim tarafından tedavi belirlenir ve istenen kan basıncı düzeyine ulaşana dek kontrollere devam edilmelidir. Bir başkası için iyi ve uygun meydana gelen bir tansiyon ilacı sizin için uygun olmayabilir. Doktorunuza danışmadan başkasının ilacını kullanmayınız. Bunun yanında bazı yaşam tarzı değişiklikleri de yapılmalıdır. Bunlar arasında ideal kiloya ulaşılması, sigara ve alkolden uzak durulması, tuz tüketiminin azaltılması, bol kalorili ve yağ oranı yüksek gıdaların azaltılması sayılabilir. Bu sayede hipertansiyonu kontrol altına alabiliriz."

4 yaşındaki çocuk boğazı kesilmiş halde bulundu!

AYDIN'da evlerinin yakınındaki ahırda bileği ve boğazı kesilmiş ağır yaralı bulunan 4 yaşındaki C.Ç., kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Olaydan 10 dakika önce evlerinin önünden kaybolduğu öğrenilen çocuğa cinsel saldırı yapıldığı şüphesi üzerinde durulduğunu bildirdi.

Ailesinin pazar günü sünnet düğünü yaptığı minik C. bugün saat 13.00 sıralarında, Aydın'da evlerinin önünde oynarken ortadan kayboldu.

En nihai 10 dakika önce evin önünde oynarken gördüğü 3 çocuğundan en küçüğü meydana gelen C.Ç.'yi evin çevresinde aramasına rağmen bulamayan anne 37 yaşındaki F.Ç., durumu kayınpederi 70 yaşındaki C.Ç. ve eşi 39 yaşındaki B.Ç.'ye bildirdi.

Ç. Ailesi, komşularının da yardımıyla, ev ve yakınındaki bahçelerde C.Ç.'yi aramaya başladı. Yaklaşık yarım saat süren arama sonucunda C.Ç. torununu, hanelerine yaklaşık 50 metre uzaklıkta, sahipleri Uşak'ta olduğu öğrenilen metruk bir ahırda sağ bileği ve boğazı kesilmiş olarak kanlar içinde buldu.

Babasının otomobiliyle Aydın Atatürk Devlet Hastanesi'ne götürdüğü C.Ç. doktorların müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Aydın'ın yerlisi oldukları öğrenilen F. ve C.Ç. çifti, acı haber üzerine hastanede hudut krizi geçirdi. Doktorlar, cinsel saldırı şüphesi üzerinde durulduğunu bildirdi.

Jandarma çocuğun yaralı olarak bulunduğu ahırda parmak izi incelemesi yaparken, olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü belirtti.

Google Glass 12 saatte tükendi

Google'ın uzun zamandır beklenen akıllı gözlüğü dün akşam satışa sunuldu. 24 saatlik bir müddet tanıyan Google, 24 saatin sonra ermesiyle, yani bugün TSİ 19.00 bakımından satışları bitirmeyi planlıyordu.

Ancak beklenenden henüz fazla ilgi gören akıllı gözlük 12 saat gibi bir sürede tükendi. 1500 dolardan satışa sunulan Google Glass konusunda açıklamalarda bulunan Google, kaç adet gözlük satıldığını ise kamuyoyula paylaşmadı.

Google'ın ilerleyen haftalarda tekrar Glass'ı satışa sunacağı da belirtildi.

Gül'den Cumhurbaşkanılğı seçimi açıklaması/ Video

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Letonya Cumhurbaşkanı Andris Berzins ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Gül: (Cumhurbaşkanılğı adaylığı) "Başbakan ile konuşacağız dedim. Yakında konuşacağız. Tabii ki ikimizle ilgili bir konu, başka adaylar da mevzubahis olacaktır. Neticede Türk halkı karar verecektir. Hiç kimse şimdiden bu benim cebimde de dememektedir."

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili "Daha önce de 'Sayın Başbakan ile biz konuşacağız' dedim. Bunu yapmadık ama yakında konuşacağız tabii ki. Ama bu şahıslarımızla, ikimizle ilgili bir konu. Şüphesiz ki başka adaylar da mevzubahis olacaktır ve neticede Türk halkı karar verecektir. Hiç kimse şimdiden 'Bu benim cebimde' de dememektedir" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Gül, Letonya Cumhurbaşkanı Andris Berzins ile Çankaya Köşkü'nde düzenlendiği ortak basın toplantısında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile ilgili yeni yasa konusundaki görüşlerinin sorulması üzerine Gül, bütün kanunları olduğu gibi MİT ile ilgili düzenlemeyi de yakından takip ettiğini belirtti. Diğer kanunlarda yaptığı gibi hem ilgili bakan hem de müsteşar ile görüşerek fikirlerini söylediğini aktaran Gül, "Şüphesiz ki bu tip yasalar tartışmalı konulardır, işin doğası gereği. Nereden bakarsanız öyle ama gayet dikkatli bir şekilde görüşlerimi paylaşıp tavsiye ettim. Sonunda TBMM'nin kararıdır. Yasayı TBMM yapar. Milletvekillerinin vereceği bir karardır" dedi.

Cumhurbaşkanlığına aday olup olmayacağının ne zaman belli olacağına ve şayet aday olmazsa politikaya devam edip etmeyeceğine ilişkin soruya ise Gül, şöyle cevap verdi:

"Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili takvim zaten açıklandı. Daha önce de söylediğim gibi 'Sayın Başbakan ile biz konuşacağız' dedim. Bunu yapmadık ama yakında konuşacağız tabii ki. Ama bu şahıslarımızla, ikimizle ilgili bir konu. Şüphesiz ki başka adaylar da mevzubahis olacaktır ve neticede Türk halkı karar verecektir.

Zaman zaman 'biz ikimiz konuşacağız' deyince buradan farklı farklı şeyler duyuyorum, eleştiriler de duyuyorum. Şüphesiz ki başka adaylar hep olacaktır ve neticede seçimlerde halk karar verecektir. Hiç kimse şimdiden 'Bu benim cebimde' de dememektedir. Bunun bilinmesini istiyorum. Diğer konularda, bakalım... Bunlar çok konuşulacak. Söyledim daha önce, nihayette benim ne düşündüğüm de muhakkak ki önemli olacak dedim."

-"İstikrar hepimizin aradığı birinci unsur"

Cumhurbaşkanı Gül, "Baltık devletlerinde NATO mevcudiyeti, bilhassa Rusya'nın nihai dönemlerdeki agresif tutumları düşünüldüğünde daha da uzatılmalı mı? Rusya'ya ne gibi yaptırımların yapılması gerekiyor" sorusu üzerine de bu konuları Berzins ile baş başa ve heyetler arası görüşmelerde ele aldıklarını hatırlattı.

Bölgenin sadece Baltık tarafı olarak değil Ukrayna, Katliam ve Karadeniz'i de içine alan büyük bir bölge olarak düşünüldüğünü ifade eden Gül, "Buralardaki istikrar hepimizin aradığı birinci unsur. NATO içerisinde müttefikliğimize vurgular yaptık. Dolayısıyla NATO içerisinde dayanışmayı her zaman göstermenin sırası" diye konuştu.

Değişik seviyelerde NATO toplantıları yapıldığına ve hem askeri hem de sivil kanat tarafından hükümler alındığına işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, sözlerine şöyle devam etti:

"Bütün bunlar problemin diyalogla uluslararası hukuk çerçevesi içerisinde çözülmesi ve problemlerin daha büyümemesi için yapılan çalışmalardır. Ümit ediyoruz ki uluslararası hukuk asla gözardı edilmez. Ülkelerin toprak bütünlüklerine, egemenliklerine, BM tarafından tanınmış olan, bunlar asla ihlal edilmez, bunlara her zaman karşılıklı bir şekilde saygı duyulur.

Diğer yandan şu da bir gerçektir, Rusya bu coğrafyanın ve bu bölgenin en önemli ülkelerinden birisidir. O açıdan tarihte ülkeler çok beraber olmuşlardır. Nüfuslar çok karışmıştır. Bütün bunları da dikkate alarak gayet dikkatli bir diplomasinin yürütülmesi ve diyalogla bu problemlerin büyümeden çözülmesine önem veriyoruz. Hem müttefiklerimiz hem bölgede bu problemlerin tarafı meydana gelen Rusya ile bu yönde sürekli bir istişare halindeyiz."

Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye ve Letonya'nın Karadeniz'e Ukrayna vasıtasıyla bağlanmasının, Ukrayna'da yaşanan olaylardan olumsuz etkilenip etkilenmeyeceğinin sorulması üzerine de Minsk üzerinden Karadeniz'e gelen bir ulaşım hattı olduğunu hatırlattı. Karadeniz üzerinden Türkiye bağlantısının yapılıp bu hattın başka ülkelere gitmesi konusunun bugünkü görüşmelerde ele alındığını ve buna önem verildiğini kaydeden Gül, "Ümit ediyoruz ki bunlarda rastgele bir aksama mevzubahis olmaz" değerlendirmesinde bulundu.

Gül'den Cumhurbaşkanılğı seçimi açıklaması

Son üç yılda 3 kişi hakimlik ve savcılığa kabul edilmedi

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, nihai üç sene içinde adaylığa kabul edilen 2 bin 879 kişiden 3 kişinin hakimlik ve savcılık mesleğine kabul edilmediğini belirterek, hakim adaylarının özel hayatları nedeniyle mesleğe kabul edilmediği yönündeki iddiaların hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Bozdağ, CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in, "Ankara Adliyesi'nde hakimlik stajı yapan Didem Yaylalı'nın intiharı" konusunda yazılı soru önergesini yanıtladı.

Bekir Bozdağ, Devlet Memurları Kanunu'nun "Adaylık devresi içinde göreve nihai verme" kenar başlıklı 56. maddesinde, "Adaylık müddeti içinde temel ve hazırlayıcı eğitim ve staj devrelerinin her birinde başarısız olanlarla, adaylık müddeti içinde hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları, göreve devamsızlıkları tespit edilenlerin, disiplin amirlerinin önerisi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişkileri kesilir. İlişkileri kesilenler ilgili müesseselerce derhal Devlet Personel Başkanlığı'na bildirilir" denildiğini anımsattı.

Didem Yaylalı'nın 5 Mayıs 2010 tarihinde Ankara Adliyesi'nde hakim adayı olarak göreve başladığını, nihai eğitim dönemi stajını yaparken mazeretsiz olarak görevine gelmemesi ve usulsüz belge sunarak görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunduğu gerekçeleri ile ile ilgili disiplin soruşturması yapıldığını aktaran Bozdağ, bunun üzerine Türkiye Adalet Akademisi tarafından "aylıktan kesme cezası" verildiğini belirtti.

Bozdağ, Yaylalı'nın disiplin cezasına itiraz etmesi üzerine, Bakanlık Disiplin Heyeti Başkanlığı'nın disiplin cezasının yerinde olduğu gerekçesiyle talebinin reddine karar verdiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Bunun üzerine hakim adayı, disiplin cezasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle idare mahkemesinde iptal davası açtı. İdare mahkemesi de'... davacı tarafından usulüne uygun olarak düzenlenmemiş, hukuken geçerliliği olmayan bir belge davalı idareye sunularak yanlış ve yanıltıcı bir beyanda bulunulmak suretiyle, hukuken kabul edilebilir bir mazereti bulunmaksızın derslere katılmadığı anlaşıldığından, bu fiiller nedeniyle davacıya verilen dava konusu disiplin cezasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır' gerekçesiyle davanın reddine karar verdi.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Heyeti 3. Dairesi, adayın özlük dosyasını incelerek, Barolar Yargı Etiği ilkelerinde yer alan koşulları taşımadığı gerekçesiyle mesleğe kabul edilmemesine karar verdi; kararın yine incelenmesinin talep edilmesi üzerine bu talebi de reddetti. Adı geçenin Hakimler ve Savcılar Yüksek Heyeti Genel Kurulu'na yapmış olduğu itiraz üzerine, Genel Kurul, 3. Dairenin vermiş olduğu kararı yerinde görerek, bu adayın mesleğe kabul edilmemesine karar verdi ve bu karar kesinleşti.

Son üç sene içinde adaylığa kabul edilen 2 bin 879 kişiden 3 kişinin hakimlik ve savcılık mesleğine kabul edilmemesine karar verildi. Hakim adaylarının özel hayatları nedeniyle mesleğe kabul edilmediği yönündeki iddialar hiçbir şekilde gerçeği yansıtmamaktadır."

Dinlemeye 'parmak izli' koruma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu, 30 Ocak'ta dinleme hükümleri için Teknik Büro'yu kurdu.

Başsavcı Vekili Orhan Kapıcı'nın sorumluluğundaki büroda Savcı Tahsin Eroğlu ile bir katip görevlendirildi.

Parmak izi sistemli kapı

Teknik Büro konusunda yayınlanan genelgede kuşkulularla ilgili alınan dinleme kararlarının Teknik Büro'ya yerleştirilen 'şifreli dolapta' muhafaza edileceği bildirildi.

Ancak dinleme kararlarının güvenliği için şifreli dolap yeterli görülmedi. Dinleme kararlarının tutulduğu odanın güvenlik önlemi arttırıldı. Savcı Eroğlu'nun odasının bulunduğu katta yer alan odanın kapısına parmak izi sistemi kuruldu.

Parmak müsaadesi tanıyarak açılan odanın kapısını sadece görevli savcı ve katip açabiliyor.

Güvenlik kamerası

Teknik Büro'ya parmak izi sisteminin yanı sıra güvenlik kamerası da kuruldu. Odanın kapısını görecek şekilde güvenlik kamerası yerleştirildi. Güvenlik kamerası 24 saat güvenlik görevlileri tarafından izleniyor.

Teknik Büro nedir?

Teknik Büro, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu tarafından kuruldu. Eski sistemde soruşturma savcıları dinlemek istedikleri kişilerle ilgili olarak doğrudan mahkemelere talepte bulunuyordu.

Ancak yeni sistemde savcılar direkt mahkemelere dinleme için başvuramıyor. Öncelikle taleplerini Teknik Büro'ya iletiyor. Teknik Büro'da görevli bir savcı bulunuyor. Soruşturma yürüten diğer savcılar ise 'suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilme imkanının bulunmaması durumunda' dinleme için Teknik Büro Savcısı'ndan talepte bulunuyor.

Savcının talepleri Teknik Büro'da görevli savcı tarafından inceleniyor. Teknik Büro Savcısı'nın kabul etmemesi halinde dinleme yapılamıyor.

Kaynak: Al Jazeera

reklam yeri
 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hot Sonakshi Sinha, Car Price in India
online kişi acaip's Profile on Ping.sg