reklam

14 Nisan 2014 Pazartesi

'Hayırsız Ada'nın ismi 'Atatürk Adası' olacak

Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü, Ölçme Değerlendirme Ünitesi tarafından Milli Eğitim Müdürlüğü Sınav Komisyonu'nun hazırladığı suallerle 10 Nisan'da Performans Takip Sınavı yaptı. 7'nci sınıflara yönelik A kitapçığında 13'üncü Türkçe sorusunda, "Medeniyetlerin çıkış merkezi meydana gelen Foça ismini sularında yaşayan Akdeniz foklarından alır. Mitolojide de yeri meydana gelen Siren Kayalıkları'nı da içinde barındıran adalar görülmeye değer yerlerdir. Ancak bir ada vardır ki içlerinde görenleri hakikaten şaşırtır: 'Hayırsız Ada.'Yerli halkın üzerinde bir şey yetişmediği için böyle adlandırdığı ancak bir tepeden bakılacak olursa Atatürk'ün profilden görüntüsüne benzeyen bu ada hakikaten merak uyandırıcıdır. Bu manzarayı görenlerin 'Atatürk Adası' dediği de oluyor oraya." tanımdan sonra paragrafta 4 şıktan hangisine değinilmediğine cevap istendi. Bunlar arasında 'C' şıkkındaki "He rkesin adaya aslında Atatürk Adası demesi gerektiği" doğru kabul edildi.

Foça Belediye Başkanı Gökhan Demirağ, Ardahan'ın Damal İlçesi, Gündeş Köyü Karadağ sırtlarına 15 Haziran- 15 Temmuz tarihleri arasında vuran Atatürk silüeti ile en batısı meydana gelen Foça'daki bir adada aynı siluetin oluşmasını Türk halkına anlamlı bir mesaj olarak niteledi. Başkan Gökhan, şöyle dedi:

"Soruyu Foçalı bir ailenin Antalya'da öğretmen çocuğu, iyi niyetle ve tanıtıma katkı olur amacıyla hazırlamış. Sınav komisyonundan çıktığı haliyle tartışılır hale geldiğini tespit ettik. Soruyu hazırlayan kişinin yakınları, amacın Foça'nın herkesçe bilinmeyen güzelliklerini tanıtmak olduğunu, 'Atatürk siluetinin Foça'da da olduğunun soruyu okuyanlarca bilinmesi güzel olur' diye düşünüldüğünü söyledi. Tanıdığımız bu ailenin samimiyetine inanıyoruz. İlçe merkezi yönünden bakıldığında ada bir heykeltıraş tarafından özenle yapılmış Atatürk büstünü andırmaktadır. Atatürk ilke ve inkılaplarına gönülden bağlı Foça halkı, denizin dalgalarıyla ve rüzgarın etkileriyle ortaya çıkmış bu harika görüntüyü, Atatürk sevgisinin bir karşılığı olarak doğanın kendilerine armağanı olarak kabul etmektedir. Denizin ortasındaki bu anlamlı görüntüde Atatürk sırtını Anadolu'ya yaslamı� � ve gözleri doğduğu topraklara bakar durumdadır. Konuyu belediye meclisimize getireceğim ve adanın 'Atatürk Adası' olarak resmiyet kazanmasını sağlamaya çalışacağım."

ÖİB demir korkuluklarına kendilerini zincirlediler

Kemerköy, Yeniköy ve Yatağan termik santrallerinin satılmasını ihtarname etmek için Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) demir korkuluklarına kendilerini zincirleyen gruba polis müdahale etti. 9 sendika azasi gözaltına alındı.

Yaklaşık 4 gündür Özelleştirme İdaresi Başkanlığı önünde bekleyişini sürdüren, Türk-İş'e bağlı Tes-İş ve Maden-İş sendikası üyeleri öğle saatlerinde kendilerini mevzubahis kurumun demir korkuluklarına zincirledi. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda Çevik Kuvvet ekibi sevk edildi. Ekipler, kendilerini zincirleyen gruba müdahale etti. Zincirleri kesen polis 9 kişiyi gözaltına aldı. Bunun üzerine Kurtuluş Parkı'nda bekleyen diğer grup üyeleri de ÖİB önüne yöneldi. Polis ekipleri toplanan grubu, dağıttı. Yerlerine çekilen grup üyeleri kasklarla demir bariyerlere vurup, tepkilerini sürdürdü. 'Geliyor, geliyor genel grev geliyor' şeklinde slogan attı. Özelleştirme içine alınan 9 sendika azasi ise Çevik Kuvvet'e ait polis aracına bindirildi. Gözaltına alınan sendika üyeleri, karakola götürüldü.

KESK'ten bordro yakma eylemi

KESK azasi bir grup, toplu sözleşmedeki zam oranlarına tepki için Başbakanlık önünde maaş bordrolarını yaktı.

Güvenpark'ta toplanan KESK üyeleri Başbakanlık'a yürüdü. Başbakanlık önünde grup adına basın açıklamasını okuyan KESK Dönem Sözcüsü İsmet Meydan, maaş bordrolarının yoksulluğun ve sömürünün belgesi olduğunu ileri sürerek, yoksulluğa ve sömürüye meydan okumak için maaş bordrolarını yakacaklarını söyledi.

Toplu sözleşmenin kamu emekçilerinin iradesi yok sayılarak iktidarın beklentisine uygun biçimde imzalandığı iddiasında bulunan Meydan, şöyle konuştu:

"İktidarın emekçileri içine sürüklediği mevcut kara tablo, emekçilerin nasıl kandırılmaya çalışıldığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Senelik resmi enflasyon mart ayı itibariyle yüzde 7,70'e ulaşmış, halkın gerçek enflasyonu ise yüzde 20'yi aşmış durumdadır. 2014 yılında enflasyonun çift haneli rakamlara ulaşmasına kesin gözüyle bakılırken, maaşlara yapılan 123 liralık artış daha üç aylık enflasyon rakamlarıyla birlikte buharlaşmıştır."

Basın açıklamasının ardından KESK üyeleri, toplu sözleşmedeki zam oranlarına tepki için maaş bordrolarını yaktı.

Öğretmenlerden zam protestosu

İstanbul Valiliği önünde eylem yapan Eğitim-Sen azasi öğretmenler, 2014 zamlarını ihtarname ederek bordrolarını yaktı.

İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü önünde toplanan Eğitim- Sen azasi yaklaşık 50 öğretmen, İstanbul Valiliği'ne yürüdü. "2014 sefalet zammına karşı bordrolarımızı yakıyoruz" yazılı pankart taşıyan grup, 2014 zamlarını ihtarname etti. Eylem sırasında polis valilik önünde geniş güvenlik önlemi aldı. Basın açıklamasını okuyan Eğitim -Sen İstanbul 3 No'lu Şube Başkanı Hüseyin Tosu, "Bugün elimizde yoksulluğun sömürüsünün belgesi meydana gelen bordrolarımızla alandayız. Ellerimizdeki bu bordrolar yıllardır biriken, ağırlaşan ekonomik ve soysal sorunlarımızın belgesidir. Duyulmayan sesimiz yok sayılan taleplerimizdir. Bugün burada tepkimizi koymak için valiliğin önünde bordrolarımızı yakıyoruz. Başta 2014 seneyi enflasyon kayıtlarımız olmak üzere haklarımızın en kısa zamanda telafi edilmesini istiyoruz" dedi. Grup, basın açıklamasının ardından yanlarında getirdikleri bordrol arını yaktı. Eğitim -Sen İstanbul 3 No'lu Şube Başkanı Hüseyin Tosu, 1 Mayıs'ta Taksim'e çıkacaklarının ilanını yaptı. Grup, daha sonra sessizce dağıldı.

İÜ Tıp Fakültesi taşeron işçileri iş bıraktı!

Ücretlerinde kesinti yapılmasına tepki gösteren bir grup taşeron personel tıp fakültesinin bahçesinde toplandı. 'Kesilen ücretlerimiz derhal ödensin', 'Kadrolu çalışmak istiyoruz' yazılı pankartlar açan grup, fakültesi dekanlığına yürüdü. Burada kısa bir süre oturma eylemi yapan grup dekanlık önünde 'İşçiler burada yönetim nerede?' şeklinde sloganlar attı. Daha sonra tekrar hastane bahçesine dönen grup burada basın açıklaması yaptı.

"20 AYDIR ÇALIŞANLAR EN AZ YÜZDE 5 EKSİK MAAŞ VE YOL ÜCRETLERİNİ EKSİK ALMAKTADIR"

Grup adına basın açıklamasını Remziye Örs okudu. Açıklamada, "Hizmet alım sağlık ve güvenlik elemanı olarak çalışan arkadaşlarımızdan Temmuz 2012 tarihinde maaşlarının yüzdelik dilimleri en az yüzde 5 düşülmüş ve yol ücretleri kesilmiştir. 20 aydan beri çalışanlar en az yüzde 5 noksan maaş ve yol ücretlerini noksan almaktadırlar. Grevimizin birinci gününde yüzlerce kişi katılırken, bugüne kadar bize yapılan yıldırma politikalarının farkında olarak grevimize bugün de devam ediyoruz. Greve katılan işçiler ile ilgili tutulan tutanakta görev yerlerinde olmadıklarını beyan etmişsiniz. Bizler hakkımız meydana gelen ücretlerimizi istemek için İstanbul Tıp Fakültesi yönetimi ve İstanbul Üniversitesi Rektörü ve yardımcılarıyla görüşmek istedik. Gördük ki ne başhekim ne de yardımcıları görev yerinde yok bizde taleplerimizi iletemediğimiz için sizlere tutanak tutuyoruz" ifadelerine yer verildi.

Eski milletvekili Tokdemir vefat etti

Tokdemir'in cenazesi 16 Nisan Çarşamba günü TBMM'de düzenlenecek tören ve Kocatepe Camisinde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verilecek.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun meydana gelen Tokdemir, TBMM'de 9 ve 10. dönemlerde Gümüşhane Milletvekilliği yaptı. Tokdemir, evli ve iki çocuk babasıydı.

Kalbin sağlıkla atmasını sağlayacak 10 adım

Kalbe iyi bakmanın altın kuralının dengeli beslenme ve hareketten geçtiğini hatırlatan Liv Hospital Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, "Düzenli yürüyüş hem tansiyon hem de kolesterolün kontrol altına alınmasını sağlıyor. Aynı zamanda vücudun kondisyonunu arttırıyor ve bu aktiviteyi sevdiğiniz bir kişiyle yaptığınız için endorfin hormonu meydana gelen mutluluk hormonu salgılanmasını tetikleyerek stres kontrolü de sağlıyor" diyor.

Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, kalp sağlığını korumak için yapılması gerekenler ile ilgili şunları söylüyor:

Yürüyüş öncesi ve sonrasında hafif gıdalar tüketilmesi önemli. Kalbe en iyi gelen sporlar yürüyüş ve yüzme. Bilhassa kalp hastalarına koşu, tenis ve mücadele gerektiren futbol, basketbol gibi sporlar önerilmiyor.

Sık sık kilo alıp vermek kalp sağlığına zarar veriyor. Kendinizi iyi hissettiğiniz belli bir kiloyu korumayı çalışmak önemli.

Gün içinde 2 litre su tüketmeyi unutmayın.

Özellikle kadın, çocuk ve yaşlıların D vitamini ve kemik gelişimi açısından günde 15-20 dakika güneşe çıkması önemli. UV ışınlarının en üye indiği sabah ve ikindi vaktinde 15-20 dakika güneşten faydalanmak kalbe de iyi geliyor.

Akdeniz tipi beslenme kalp sağlığı için önemli bir anahtar. Haftada bir gün kuru fasulye, nohut, barbunya, börülce, bakla gibi bir çeşit bakliyat yemeyi alışkanlık haline getirin.

Son araştırmalar bilhassa günde bir fincan Türk kahvesinin içeriğindeki antioksidanlar sebebiyle kalp sağlığına iyi geldiğini işaret ediyor.

Kırmızı et tüketiminde 'azı karar çoğu zarar' sloganıyla hareket edin. Ayda bir kilo yağsız kırmızı et ile sınırlayın. Bol sebze ve meyve tüketmek hem sindirim hem de kolesterol için çok faydalı.

Katı yağları değil, zeytinyağını tercih edin.

Tam tahıllı buğday, çavdar, kepek ekmeği tüketin.

Yoğurt çok faydalı bir besin ancak yağsız ve kaymaksız olanı tercih etmek gerek. Mümkünse geleneksel ev tipi yoğurt mayalayarak tüketin.

Elitaş: 367 gibi bir karardır

AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Anayasa Mahkemesi'nin "Twitter" kararının "367" benzeri bir karar olduğunu belirterek, "Anayasa Mahkemesi, böyle devam ederse tuzu kokutmuş olur" dedi.

Elitaş, Meclis'te gazetecilerle sohbet ederken, Anayasa Mahkemesi'nin yasaya aykırı bir yönetmelik çıkardığını ve buna göre karar verdiğini ifade ederek, "Twitter kararı, 367 kararı ile paralel bir karardır. Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı gözden geçirmesi gerekir. Çünkü, Anayasa Mahkemesi tek mahkeme ve her şeyin üzerinde bir kurum. Süper mahkeme konusu ortaya çıkıyor. Türkiye'de hukukun inandırıcılığı, üstünlüğü tartışılacaksa şayet bunun kurallar çerçevesinde olduğunu dikkate alması gerekir. Spor yorumcusu, statlara bir sene girişi yasaklanan kişilerin kişisel başvuru yoluyla başvurmasını tavsiye etti. Bir spor seyircisinin de Anayasa Mahkemesi'ne başvurması, bu işin artık ne kadar sorumsuzlaştırıldığını ve sorun haline getirildiğini gösteriyor" dedi.

Twitter kararının, usul ve esaslara uygun olmadan verildiğini, teknik anlamıyla noksan olduğunu savunan Elitaş, Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa'ya aykırı karar verdiğini söyledi.

Elitaş, "Twitter kararı, 367 gibi bir karardır. Anayasa Mahkemesi yetkilerini aşarak, zamansız yetki kullanarak tek bir mahkeme ve her şeyin üstünde bir mahkeme olarak kendini görmüştür. Anayasanın tanımladığı erkler ayrılığı ilkesinden, bir Anayasa Mahkemesi erki ortaya çıkmıştır. Başka mahkemelerin sahalarına da girmiş ve onlar ile ilgili karar vermeye başlamış. Her türlü bireysel başvuruyla, artık Anayasa Mahkemesi nihai sözün söylendiği ilk derece mahkemesi haline geliyor" diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi'nin, bireysel başvuruya bakabileceği durumların Anayasa'da yazıldığı, sıradan kanun yollarının tüketilmesi gerektiğinin yer aldığını kaydeden Elitaş, "Twitter hükmünde iç hukuk yolları tüketilmedi ki... Şu an öyle gözüküyor ki asliye, ceza mahkemelerine ihtiyaç yok. Anayasa Mahkemesi tek başına yetiyor. Hakkı ihlal edildiğini düşünen herkes, Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilir, bu da karine oluşturabilir. Anayasa Mahkemesi, böyle devam ederse tuzu kokutmuş olur" dedi.

Elitaş, "Anayasa Mahkemesi böyle bir kararı niye alıyor, arkasındaki saik sizce ne?" sorusuna, "Herhalde Anayasa Mahkemesi üyeleri Anayasa'yı tam incelememişler, inceleseler böyle bir kararı vermezlerdi. Anayasa Mahkemesi üyeleri, Anayasa'yı bilmiyor olabilirler" karşılığını verdi.

-Soruşturma önergeleri

Elitaş, 4 Eski Bakan konusunda AK Parti ve CHP'nin verdiği soruşturma önergelerinin ne zaman görüşüleceği sorularına, "Gelecek hafta veya ondan sonraki hafta... Biz bir komisyon kurulmasını istiyoruz" dedi.

Önergelerin nasıl görüşüleceği sorusuna Elitaş, "Gerekçeleri farklı olduğu için önergelerin birleşmeleri gerekmeyebilir" karşılığını verdi.

TBMM Genel Kurulu'nda bu hafta MİT Yasa Teklifi'ne devam edileceğini belirten Elitaş, ardından Danıştay konusunda yasa tasarısının ele alınacağını söyledi.

Elitaş, Meclis'te güvenliğin sağlanması amacıyla alınan teklifleri de "uygun" gördüklerini söyledi.

Borsa günü yükselişle tamamladı

Borsa İstanbul'da işlem gören pay senetleri günü ortalama yüzde 1,43 yükselişle tamamladı. Endeksin lokomotifi bankacılık endeksi yüzde 1,48, holding endeksi yüzde 1,83 oranında yükseldi. Toplam işlem hacmi ise milyar 3,16 milyar lira oldu.

Analistler, güne Ukrayna tedirginliği ile başlayan BIST 100 endeksinin 2. seansta Avrupa borsalarındaki yükselişe paralel olarak 74.000 puana doğru hareketlendiğini ve en yüksek 73.930,33 puanı gördüğünü kaydederek, bu seviyeden gelen satışlarla günü 73.774,90 seviyelerinden kapattığını belirtiyor.

İkinci seansta piyasaya para girişi gözlendiğine dikkati çeken analistler, bankacılık endeksi öncülüğünde yükselen BIST 100'ün yarın yine 74.000 seviyesinin denemesinin beklenebileceğini, kar satışları gelmesi halinde ise 73.000'e doğru geri çekilme yaşanabileceğini vurguluyor.

Kapanış itibariyle döviz fiyatları

Serbest piyasada gün sonu itibarıyla 2,1206 TL'den alınan dolar 2,1211 TL'den satılırken, 2,9306 TL'den alınan Euro'nun satış maliyeti ise 2,9314 TL olarak gerçekleşiyor. Euro-dolar paritesi 1,3818 seviyesinde.

İstanbul serbest piyasasında işlem gören dolar, Euro, Sterlin, Japon Yeni, Suudi Arabistan Riyali ve diğer para birimlerinin gün sonu itibarıyla maliyetleri şöyle:

Döviz Cinsi Alış Satış Günlük Fark (Yüzde)

ABD Dolari 2,1206 2,1211 0,38

Euro 2,9306 2,9314 -0,13

Avusturalya Dolari 1,9890 2,0040 0,55

Kanada Dolari 1,9280 1,9380 0,62

Isvicre Frangi 2,4120 2,4135 0

Danimarka Kronu 0,3907 0,3922 -0,08

Ingiliz Sterlini 3,5479 3,5494 0,34

100 Japon Yeni 47,9380 48,0380 -0,07

Norvec Kronu 0,3537 0,3552 -0,25

Saudi Riyali 0,5635 0,5665 0,39

Isvec Kronu 0,3219 0,3229 -0,15


AÇILIŞ RAKAMLARI

İstanbul serbest piyasada dolar 2,1240, avro 2,9420 liradan haftaya başladı.

Kapalıçarşı'da 2,1210 liradan alınan dolar 2,1240 liradan satılıyor. 2,9380 liradan alınan avronun satış maliyeti ise 2,9420 lira olarak belirlendi.

Önceki kapanışta doların satış maliyeti 2,1250 lira, avronun satış maliyeti ise 2,9480 lira olmuştu.

İstanbul ve Ankara'da dolar, avro ve sterlinin alış-satış fiyatları, saat 09.30 itibariyle şöyle:

İSTANBUL ALIŞ SATIŞ
ABD Doları 2,1220 2,1270
Avro 2,9380 2,9450
Sterlin 3,5200 3,5700
ANKARA
ABD Doları 2,1150 2,1300
Avro 2,9280 2,9480
Sterlin 3,5270 3,5820

Malezya ile vizeler kalkıyor

Başbakanlık'tan yapılan izah etmeye göre ziyaret çerçevesinde, Türkiye ile Malezya arasındaki ikili siyasi, ekonomik, ticari ve kültürel ilişkilerin yanı sıra, bölgesel ve uluslararası gelişmelerin de ele alınacağı görüşmeler gerçekleştirilecek.

Ziyaret sırasında vizelerin kaldırılması anlaşmasının imzalanması bekleniyor.

Uzun süre oturmak kireçlenme ve kemik erimesi nedeni

Masa başı çalışmanın toplumda rahatlığı ile bilindiğini belirten Tekden Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Murat Doğan, dikkat edilmediğinde ofis çalışanlarının da ciddi rahatsızlıklara maruz kalacağını ifade etti. Ofis çalışanlarında en çok bel ve boyun ağrıları görüldüğünü kaydeden Uzm. Dr. Murat Doğan, bu şekilde çalışanlara mutlaka bel boşluğunu dolduracak biçimde bel desteği kullanmaları teklifinde bulundu.

UZUN SÜRE OTURMAK KİREÇLENME VE KEMİK ERİMESİ NEDENİ

Uzun süre aynı pozisyonda durmanın da bel rahatsızlıklarına davetiye çıkardığını vurgulayan Özel Tekden Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Murat Doğan, "Kişi uzun süreli sabit pozisyonda kaldığında buna bağlı olarak belde esneklik kaybı, disk basıncının artması, kuyruk sokumunda ve belde eğrilikler ve kamburluk meydana gelir. İleri yaşlarda ise uzun süre aynı pozisyonda kalma, kireçlenme ve kemik erimesini tetikler." diye konuştu.

BOYUN İÇİN GÜNDE 4 KEZ EGZERSİZ

Boynun da bel kadar düzgün pozisyonda kalması gerektiğinin altını çizen belirten Özel Tekden Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Murat Doğan, "1 saatten fazla da aynı pozisyonda kalınmaması gerekiyor. Bu, bilhassa boyun kaslarında spazma neden oluyor. Ofis çalışanlarına tavsiyemiz günde en az 4 kez ara vererek boyun egzersizleri yapmak. Bir seferde kişinin en fazla 3 dakikasını alacak bu egzersizlerde kaslar belli pozisyona geleceği için rahatlama sağlayacaktır." ifadelerini kullandı.

Altının kilogramı 90 bin 490 lira oldu

Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'nda (KMTP), BIST Altın Piyasası Endeksi evvelki kapanışa göre yüzde 0,36 değer kazandı, altının kilogramı ise 90 bin 490 lira oldu.

Altın piyasasında 3 işlemde 1 milyon 54 bin 200 lira, 10 işlemde 8 milyon 932 bin 641 dolar işlem hacmi kaydedildi.

Gümüş piyasasında ise 1 işlemde 2 milyon 70 bin lira ve 1 işlemde 6 bin 102 dolar işlem hacmi görüldü.

Altın borsasında bugün en fazla işlem gerçekleştiren kurumlar Garanti Bankası, Rona Döviz, Uğuras Kıymetli Maden, Nadir Döviz ve Zirve Döviz olarak sıralandı.

Bugün gerçekleştirilen işlemlere ilişkin veriler şöyle:

TL/KG TL/KG DOLAR/ONS AVRO/ONS
Önceki Kapanış 90.240,00 1.319,00 949,00
En Düşük 90.490,00 1.318,00
En Yüksek 90.700,00 1.324,30
Kapanış 90.490,00 1.323,80
Ağırlıklı Ortalama 90.614,64 1.322,35
İşlem Miktarı (Kg.) 11,6 210,1
İşlem Sayısı 3 10
İşlem Hacmi(TL-Dolar-Avro) 1.054.200 8.932.641
Toplam İşlem miktarı (Kg) 221,7
Toplam İşlem Adedi 13
Altın Piyasası Endeksi Evvelki Kapanış 3.032,88
Altın Piyasası Endeksi Bugünkü Kapanış 3.043,92
Altın Piyasası Endeksi Değişim (yüzde) 0,36

İstanbul'da su kesintisi

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi'nden yapılan izah etmeye göre, Üsküdar-Çekmeköy metrosu Üsküdar istasyonu sahasında bulunan mevcut içme suyu hatlarının yer değiştirme çalışmaları kapsamında yeni döşenen 600 milimetre ve 1000 milimetre isale hatlarının mevcut isale hatlarına bağlantı çalışmaları gerçekleştirilecek.

Bu nedenle 16 Nisan Çarşamba günü 10.00 ile 17 Nisan Perşembe günü 12.00 saatleri arasında 26 saat süreyle Üsküdar'da Aziz Mahmut Hüdai, Mimar Sinan, Salacak, Kuzguncuk, Beylerbeyi, Çengelköy ve Kuleli mahallerinin tamamı ile Ahmediye, Valide Atik, Murat Reis, Sultantepe, Selami Ali, İcadiye, Küplüce, Güzeltepe ve Küçüksu mahallelerinin bir kısmı su alamayacak.

Cömert'in katil sanığı polise 25 yıl hapis istendi

HATAY'da Gezi eylemleri sırasında başına polisin attığı gaz fişeği isabet eden 22 yaşındaki Abdullah Cömert'in ölümüyle ilgili soruşturmasını tamamlayan Cumhuriyet Savcısı, polis memuru 29 yaşındaki Ahmet K. ile ilgili adam öldürme sucundan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı.

Hatay'ın Armutlu Mahallesi'nde 3 Haziran 2013'te saat 23.00 sıralarındaki gösteriler sırasında başına gaz fişeği isabet eden Abdullah Cömert'in ölümüyle ilgili Cumhuriyet Savcısı tarafından yürütülen soruşturma tamamlandı. Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan iddianame Hatay 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, Abdullah Cömert'in ölümünün İstanbul 1'inci Adli Tıp İhtisas Kurulu'nca düzenlenen rapora göre gaz fişeğinin kafaya isabet etmesi ile oluşan kafatası kırıkları ile birlikte beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğu belirtildi.

ZARAR VERECEĞİNİ ÖNGÖRMESİNE RAĞMEN GAZ FİŞEĞİNİ ATEŞLEDİ

İddianamede, Hatay İl Emniyet Müdürlüğü Çevik kuvvet Şube Müdürlüğü'nde görevli polis memuru Ahmet K.'nın gaz fişeğini ateşlediği yer ile Abdullah Cömert'in bulunduğu mesafenin 36 metre olduğu, gaz fişeğinin özellikleri ve menzili ile gaz fişeğinin atıldığı mesafe birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin gaz fişeğinin birilerine isabet etmesi halinde yaralayıcı veya öldürücü zarar vereceğini öngörmesine rağmen kalabalığa doğru gaz fişeğini ateşleyerek olası kast ile maktulün ölümüne sebebiyet verdiği belirtildi.

'ÖLDÜĞÜNÜ ŞUBEDE DUYDUM'

Cumhuriyet Savcısı'nın 'Olası kasıtla adam öldürme' suçundan 25 yıla kadar hapis cezası istediği tutuksuz polis memuru Ahmet K. da iddianamede yer alan ifadesinde, olaylara müdahale ederken 31 A 6297 plakalı polis aracından kontrollü bir şekilde gaz fişeği attığını, daha önceden bu işin eğitimini aldığını, bu nedenle kalabalıkların üzerlerine doğru değil arka kısımlarına doğru 45 derecelik açı ile gaz fişeği attığını belirterek, "Müdahaleler sırasında tam hatırlamamakla birlikte toplamda 20-25 adet gaz fişeği attım. Gaz fişeğinin bir kişiyi hedef alması halinde öldürücü olup olmadığını bilmiyorum. Böyle bir olaya da şahit olmadım. Gaz fişeğinin mesafesi atılan silahtan silaha değişmekle birlikte 100-150 metre arasıdır. Saat 03. 00 sıralarında göstericiler dağıldıktan sonra şubeye döndüm. Olaylar sırasında birisinin yaralandığını ve öldüğünü şubede duydum" dedi.

Lahmacun yiyen 10 öğrenci zehirlendi

Edinilen bilgiye göre, Esentepe Mahallesi Akçağ Sokak'ta bulunan 100. Sene İlkokulu'nda eğitim öğretim gören öğrenciler F.T. (10), Z.A. (10), İ.D. (10), G.Y. (10), A.Y. (10), B.G. (10), S.A. (10), Y.Ö. (10), G.T. (10) ve E.C. (10) kendi aralarında bir araya gelerek lahmacun sipariş ettiler. Öğrencilerde, lahmacunları yedikten sora kusma ve baş ağrısı gibi zehirlenme belirtileri ortaya çıkınca, yöneticilerin haber vermesi üzerine okula çok sayıda 112 Ivedi Servis ambulansı sevk edildi. Okulda ilk müdahaleleri yapılan talebelerin 6'sı Eskişehir Devlet Hastanesi Çocuk Ivedi Servis'e, 4'ü ise Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındılar.

Öte yandan, talebelerin lahmacun sipariş ettikleri firma ile ilgili inceleme başlatıldığı öğrenildi..

Sağlıklı bir beyin için günde en az 5 ceviz yemeli

Türkiye'de ceviz üretiminin fazla olduğu şehirlerin başında gelen Kastamonu'da konferans veren Kastamonu Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Öğretim Azasi Prof. Dr. Seyit Mehmet Şen, cevizin beynin gıdası olduğunu ve günde 5 adet yenilmesi gerektiğini söyledi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü tarafından 'Ceviz Yetiştiriciliği' konulu konferans düzenlendi. Dairenin toplantı salonunda düzenlenen programa Vali Erdoğan Bektaş, Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın, Defterdar Yaşar Kısa, Orman Bölge Müdürü Ali Şahin, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, ceviz yetiştiricileri katıldı. Konferansa konuşmacı olarak katılan Van Yüzüncü Sene Üniversitesi eski Rektörü ve Kastamonu Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Öğretim Azasi Prof. Dr. Seyit Mehmet Şen, 'ceviz' konusunda birçok makalesinin olduğunu ve uzun yıllardır araştırmalarının sürdüğünü kaydetti. Prof. Dr. Mehmet Şen, gıdanın ilaç olmadığını belirterek, "Gıda ilaç değildir. Sağlıklı beslenmek için sağlıklı gıdalar alınmalıdır. Ceviz bir beyin gıdasıdır. Günde en az 5 ceviz yenmelidir. Ceviz beyni besleyen çok önemli bir gıda olmakla birlikte olmazsa olm azdır" dedi. Türkiye'nin önemli bir ceviz üreticisi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Şen, "Türkiye ceviz üretiminde dünyada ABD'den sonra gelmektedir. ABD halkı sağlıklı beslenmez, üstelik ürettiği cevizi beslenmek için değil satmak için kullanır. Ülkemiz ise üretmekle kalmaz, kendi iç pazarında tüketir, insanlar her zaman ceviz yer. Cevizi hayatımızın her alanında görürüz, ama çok tüketmek yerine günde en az 5 adet ceviz yense yeterlidir" şeklinde konuştu.

"TÜRKİYE, CEVİZİN ANAVATANIDIR"

Cevizin anavatanının Türkiye olduğunu ifade eden Prof. Dr. Şen, "Bir dönemler Türkiye, ceviz üretiminde dünyada birinci sıradaydı. Nihai yıllarda ise bunun aksini bir durum yaşanıyor. Eskiden Türkiye cevizin anavatanıydı. Fakat nihai yıllarda bunu söyleyemiyoruz, zira ceviz ağaçlarını marangoz sanayisinde çeyiz sandığı, koltuk takımlarında, sandalye ve masalar için kullanınca ceviz ağaçlarını yok ettik" ifadelerini kullandı.

"KASTAMONU'DA 5 BİN TON CEVİZ ÜRETİLİYOR"

Kastamonu'da yaklaşık 122 bin ceviz ağacının olduğunu ve bu kapsamda 4 bin 650 ton ceviz üretildiğini ifade eden Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Osman Yaman, şöyle devam etti: "Kastamonu'da merkez ilçemiz dahil 18 ilçemizde ceviz ekimi yapılmaktadır. İl genelinde toplam ceviz ağacı sayımız 122 bin civarındadır. Elde edilen ceviz miktarı ise 4 bin 650 tondur. İl Müdürlüğümüz bu yıl, İl Özel İdaresi ile müşterek bir proje hazırladı. Proje kapsamında, '3 TL'si sizden, gerisi bizden' sloganıyla bu projeyi hayata geçireceğiz. İlk etapta 10 bin aşılı fidan almayı planlıyoruz. Eylül ayında ihalemizi yapacağız. Fidanlar yaprağını döker dökmezde fidanlarımızı dikeceğiz. Eğer talep fazla olursa ise, yeniden proje hazırlama imkanımız bulunuyor"

Toplantının nihayetinde çağrılılara ceviz fidanı dağıtıldı.

Hamileyken az yemek de bebeği obez yapabilir

Amerikalı bilim adamlarının araştırması, hamileyken çok yiyen annelerinki kadar, az yiyenlerin de bebeğinin obez olma riski bulunduğunu gösterdi.

Bilim adamları, 4 bin anne adayı ve çocuklarının sağlık durumunu inceledi. Hamilelikte önerilenden fazla kilo alan kadınların yüzde 20,4 'ünün bebeklerinin 2-5 yaşında fazla kilolu ya da obez olduğu saptandı. Önerilenden daha az kilo alan kadınların bebeklerinin yüzde 19,5'inde de bu riskin bulunduğu belirtildi.

Bilim adamları ayrıca bu irtibatın gebeliğin başında normal kiloda meydana gelen kadınlarda daha güçlü olduğunu gördü. Gebelikte fazla yiyen zayıf kadınların obez bebek sahibi olma riskinin yüzde 80, az yiyenlerin ise yüzde 63 olduğu belirlendi.

Araştırmaya imza atanlardan Dr. Monique Hedderson, gebelikte çok ya da az kilo alımının bebekte iştah kontrolü ya da enerji tüketimi gibi denge ve metabolizmayı düzenleyen mekanizmayı kalıcı şekilde etkileyebileceğini belirtti.

Hedderson, bu durumun bebeğin kilosu üzerinde uzun vadeli tesiri olabileceğini vurguladı.

Anne karnındaki şartların bebeğin sağlığını etkilediğini belirten bilim adamları, hamilelere düzenli ve önerilen şekilde beslenme tavsiyesinde bulundu.

Araştırmanın sonuçları ''American Journal of Obstetrics and Gynecology'' dergisinde yayımlandı.

Hayırsız Ada'yı Atatürk'e benzeten soruya inceleme

Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 7'nci sınıf öğrencilerine yönelik performans takip sınavında İzmir Foça'da üzerinde bir şey yetişmediği için yerli halkın 'Hayırsız Ada' diye arlandırdığı adanın siluetinin Atatürk profilini andırdığına ilişkin soru üzerine inceleme başlatıldı. Milli Eğitim, soruda artniyet ve kasıt olmadığını açıkladı.

Antalya'da Milli Eğitim Müdürlüğü'nün İl Başarısını Artırma Projesi (İLBAP) kapsamında 10 Nisan günü, Ölçme Değerlendirme Birimi'nce, Milli Eğitim Müdürlüğü Sınav Komisyonu'nun hazırladığı sorulardan oluşan 'Performans Takip Sınavı'nda, 7'nci sınıflara yönelik kısımda A kitapçığında, Foça'da halkın üzerinde ot bile yetişmediği için adını 'Hayırsız Ada' olarak andığı adanın yukarıdan bakıldığında Atatürk profilini andırdığı yönündeki benzetmeli soruya ilişkin inceleme başlatıldı.

Milli Eğitim Müdürlüğü'nün sınav komisyonunda hazırlanan bu soruya ilişkin incelemesi sonucu yapılan açıklamada, bahse konu sorunun, ülkemizin tarihi ve natürel güzellikleri dair merak uyandırıcı ve farkındalık yaratan bölgelerin tanıtılmasına bağlı olarak, mevzubahis adanın coğrafi yapısı itibariyle Atatürk siluetini andırıyor olmasının, öğrencilerde Atatürk'e ilginin artırılması ve güzelleştirilmesi için enteresan bir görsel örnek olduğu belirtildi.

Bakanlığın Türkiye genelinde yapılan Temel Eğitimden Orta Öğretime Geçiş sınavlarındaki 6 dersten birinin, İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi olduğu ve benzer suallerle ölçme değerlendirme kriterlerine göre öğrenci başarılarının değerlendirildiğine de dikkat çekilen açıklamada şöyle denildi:

"Resmi kayıtlardaki adıyla 'Hayırsız Ada' olarak isimlendirilen adaya; tepeden bakıldığında adanın görüntüsünün, hakikaten Atatürk'ün siluetine benzediği görülmektedir. Bundan ötürü mahalli halk ve o bölgeyi gezenlerce adaya 'Atatürk Adası' da denilmektedir. Yazılı ve görsel medyada; konuyla ilgili açıklamalarda bulunan sendika başkanının ifade ettiği gibi, 'sorunun hazırlanışında ve sorulmasında, çocukların bilinçaltına bu tür benzetmelerle, değersizleştirme gibi birtakım düşüncelerin varolduğu' iddiası kesinlikle kabul edilemez ve gerçek dışıdır. Hazırlanan soruda bir art niyet ve kasıt kesinlikle yoktur. Soru metninin içeriği, Foça'daki bir adaya ithafen yapılmış basit bir isim yakıştırması gibi algılanmamalıdır."

Açıklamada, adanın isminin resmi olarak 'Hayırsız Ada' olarak verildiği kamu kurumlarına ait internet sitelerinin linkleri de paylaşıldı.

Emlak vergisinde şaşırtan artış

Artırılan arsa değerleri, sadece arsası olanları değil; evi, bürosu, dükkanı, mağazası, oteli ve fabrikası olanlar için de büyük sürprizler içeriyor. Bilhassa İstanbul başta olmak üzere, birçok il ve ilçede, yüzde 100-200, bazılarında ise yüzde 500-1.000 oranında artırıldı.

Yeni düzenlemeye göre; bir evin emlak vergisi değeri, arsa payı değeri ile bina değerinin toplamından oluşuyor. Arsa değerindeki yüksek artış; ev, büro, dükkan, mağaza ve diğer işyerlerinin emlak vergisi değerinde, ciddi bir artışa neden olacak. Gayrimenkulünün 2014 seneyi emlak vergisi değerinde, yüksek artış olanlar vergi oranlarında da ciddi artışlar yaşanacak. Böylece; gayrimenkul için 2013'e kıyasla, daha fazla 'emlak vergisi' ödenecek ve 'Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı'nda artış olacak. Ayrıca bir kişinin evi veya işyeri kirada ise, 'emlak vergisi değerinin yüzde 5'i kadar asgari kira geliri' beyan etme mecburiyeti olacak.

Türk halkından 'selfie' için TDK'ya ilginç öneriler

ŞENAY ÜNAL - Türk Dil Kurumunun (TDK) hafta başında yaptığı "kendi fotoğrafını çekmek" anlamına gelen "selfie" karşılık bulma çağrısına, yurt içi ve yurt dışından çok sayıda öneri geldi.

Son günlerde bilhassa gençler arasında bir akım haline gelen "selfie" karşılık olarak müesseseye gelen tavsiyeler arasında "Sosyapoz ", "Başyapıt ", "Bengil ", "Beyani ", "Cepimge ", "Çekendi ", "Çekerol ", "Çekinti ", "Çeklaçek ", "Çektirim ", "Çeksun ", "Eday ", "Ferdi ", "Görsel Salım ", "Seyfi" ve "Kendirme" gibi sözcükler bulunuyor.

TDK Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kaçalin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "selfie" sözcüğü için TDK'nın facebook sayfasından, telefon ve mail yoluyla vatandaşların kendilerine ulaştığını söyledi.

TDK'nın kurulduğu ilk senelerden bu yana Türkçe'deki yabancı sözcüklerin karşılığının bulunması çalışmalarını yürüttüklerini belirten Kaçalin, "Hatta Osmanlı döneminde de bu konuya büyük önem veriliyormuş. Müessesemizin kuruluş mertebesi doğrultusunda biz de çalışmalarımızı Türkçe'nin varlığının korunması doğrultusunda yürütüyoruz" dedi.

-TDK dayanağın devamını bekliyor

Vatandaşlardan gelen sorular ve mevzubahis sözcüğün kullanımının yaygınlaşmasıyla Türkçe karşılık arayışlarına başladıklarını bildiren Kaçalin, şöyle konuştu:

"Karşılık aranan yabancı sözler, görüşleri alınmak üzere kurumumuz bünyesindeki Yazışma Topluluğu'na gönderiliyor. Yazışma Topluluğu'nda her meslek ve yaş grubundan yüzlerce kişi var. Hafta boyunca vatandaşlar bizlere buradan, sosyal medyadan, telefon ve mail aracılığıyla ulaşarak tekliflerini sundu. Şu ana kadar 800'e yakın kişi teklifini iletti ve beş yüze yakın farklı öneri birikti. Sadece yurt içinden de gelmedi öneriler. Madrid'ten, Kazakistan'dan, İran'dan, Azerbaycan'dan ve Kırgızistan'dan da öneriler aldık. Öneriler, görüşler alınmak üzere Türk Dil Kurumu Bilim Kurulu'na gönderilecek, sonrasında 'selfie' sözcüğü için ilgili kurullarımız tarafından uygun bir karşılık belirlenecek."

Halkın, Türkçe'nin korunması ve yabancı sözcüklerden arındırılması amacıyla gösterdiği duyarlılığın kendilerini çok mutlu ettiğini belirten Kaçalin, dayanak ve çabanın diğer yabancı sözcükler için de devam etmesini beklediklerini vurguladı.

-Münhasi, nefsi, oben...

"Selfie"nin Türkçe karşılığı için gönderilen önerilerden bazıları ise şöyle:

"Anfoto, başyapıt, bencik, bencileyin, bençek, bengil, benil, benim o, benimce, benimsem, benli, bensel, bensi, beyani, bireyselim, cepimge, çekat, çekçeki, çekendi, çekerol, çeki, çekiçek, çekilge, çekilim, çekimanım, çekimce, çekimim, çekimsel, çekinem, çekinti, çekintim, çeklaçek, çekön, çekpaylaş, çeksun, çektirim, doğaç, eday, e-foto, e-hatırat, eldenfoto, elimfoto, ferdi, ferdim, fotoben, fotobiz, fotoçekim, fotokendi, fotom, fotöz, görsel salım, göstermelik, gözfiye, gözgüçek, gözgül, gözgülük, haletiben, idey, işte ben, karşı pencere, kençek, kendeç, kenden, kendi çekimim, kendicem, kendicik, kendiçek, kendikem, kendil, kendimo, kendir, kendirme, kendöz, kenfo, kenka, kenkençek, kol çekim, mahdüd, mahdüdi, motoportre, münhasi, nefsi, oben, önünüçek, öz yapıt, özanlık, özben, özbeti, özbiçem, özceçekim, özcül, özçekim, özçekmek, özge, özgörünüm, özgüm, özgün, özgüni, özimge, � �znel, özüçekim, özül, özüm, özünçek, özünü, resmiyem, salım, selfi, seyfi, sima, sinep, sosyapoz, şahsi, şahsim, şipşakım, tekbakış, tipi, yakınçeki, yüzçekim, yüzkare, yüzyüze, zat-ı kadraj, zatim."

800 bin öğretmen ve 17,5 milyon öğrenciye afet eğitimi

Afetlere karşı kamuoyunun bilinçlendirilmesi gerektiğini açıklayan Başbakanlık Ivedi Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Başkanı Fuat Oktay, bu kapsamda hazırladıkları projeyle 800 bin öğretmen ve 17,5 milyon öğrencinin afete karşı eğitimden geçirileceğini ifade etti.

Birleşmiş Milletler Afet ve Risklerinin Azaltılması Sekretaryası (UNISDR) ve Dünya Meteoroloji Örgütü(WMO) ile AFAD ve Gaziantep Valiliği İl Afet ve Ivedi Durum Müdürlüğü işbirliğinde, 'Batı Balkan Ülkeleri ve Türkiye'de afetlere karşı dayanıklılığı artırma çerçevesi içerisinde afetlerin azaltılması, Şehirleri Dayanıklı Yaparak Benim Şehrim Hazırlanıyor' kampanyası kapsamında, 'Afat Riski Azaltma Toplantısı' gerçekleştirildi. Gaziantep Ticaret Odası'nda 'Afetlere Dirençli Gaziantep' paneline Vali Eral Ata, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, AFAD Başkanı Fuat Oktay, BM Tanıtım ve Dayanak Bölüm Başkanı German Velaquez katıldı.

Türkiye'yi afete hazır bir hale getirmek istediklerini dile getiren AFAD Başkanı Fuat Oktay, ilk olarak aileyi afete hazır hale getirmek için çalışma yürüttüklerini, şimdi ise bütün okulları kapsayan bir çalışma içerisinde olduklarının bilgisini verdi. Bilhassa okullarda çocukların afet ile ilgili eğitilmesi gerektiğini dile getiren Oktay, böylece geleceğin Türkiye'sini inşa etmiş olacaklarını ifade etti. Oktay, "Afete Hazır Okul Projemizi fiilen hayata geçirdik. Şu an tüm Milli Eğitim okullarında ilk eğitim başlatıldı. 2 bin 556 öğretmenimiz eğitimden geçti. Tüm okullardaki öğretmenlerimizi eğiteceğimiz bir proje olacak. Yani 17 buçuk milyon öğrencimiz ve 800 bin öğretmenimiz eğitimden geçirilecek." dedi.

Türkiye'de en fazla göç alan şehirlerin başında Gaziantep'in geldiğini dile getiren Vali Erdal Ata ise şunları kaydetti: "İslahiye ve Nurdağı ilçeleri Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde bulunuyor. Bu bölge birinci derece deprem riski altında bulunuyor. Deprem riski yüksek yerleşim yerlerinden Kahramanmaraş Türkoğlu civarında meydana gelebilecek 7 şiddetinde bir depremde örgütlü sanayi bölgemizin etkilenmesi beklenilmektedir. İlimizdeki tüm kamu binalarımızda beton kalitesinin tespiti talimatı verilmiştir. 668 kamu binamızın fizibilitesi sonucu 145 binanın güçlendirilmesi veya yıkılması, 199 binanın da depreme karşı risk olduğu ortaya çıkmıştır."

Sanayi kenti Gaziantep'te teknolojik afetlere karşı önleme çalışmalarının büyük titizlikle devam ettiğinin bilgisini veren Ata, Suriyelilere karşı da gerekli çalışmaları sürdürdüklerini açıkladı. Ata, kamplarda 34 bin 500 civarında Suriyeli göçmenin yaşadığını, kamp dışındakilerle birlikte bu sayının 173 binin üzerinde olduğunu ifade etti.

Sorunların analizi yapılarak hızlı bir şekilde yol haritasının çizilmesi gerektiğini belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de afete karşı bir kriz merkezi oluşturarak, olaylar esnasında kimin ne yapacağını sistemli bir şekilde hayata geçireceklerini kaydetti.

Panelde Uluslararası Afet Rizikoları Azaltma Merkezi tarafından Gaziantep'e dirençli il teşekkür plaketi verildi.

İki ilin emniyetinde görev değişikliği

ŞANLIURFA'DA 24 POLİSİN GÖREV YERİ DEĞİŞTİ

DÜN 64 polisin görev yerinin değiştirildiği Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü'nün çeşitli şubelerinde görevli 1'i emniyet amiri 2'si Başkomser olmak üzere 24 polisin daha görev yerleri değiştirildi.

Asayiş, Çevik Kuvvet, Terör ile Kaçakçılık ve Örgütlü Suçlarla Mücadele şubelerinde görevli 1'i emniyet amiri 2'si Başkomser toplam 24 polisin görev yerleri değiştirilerek başka şubelerde görevlendirildi. Yapılan yeni aranjman sonrası polislerin yeni görev yerlerinde çalışmaya başladığı bildirildi.

Öte yandan Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü'nde dün de Asayiş, Çevik Kuvvet, Terör ile Kaçakçılık ve Örgütlü Suçlarla Mücadele şubelerinde görevli 2'si emniyet amiri 64 polisin görev yeri değiştirilmişti.

ESKİŞEHİR EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ'NDE GÖREV DEĞİŞİKLİĞİ

ESKİŞEHİR Emniyet Müdürlüğü'nde 12 şube müdürü ile 2 şube müdür yardımcısının görev yerleri değişti.

Asayiş Şube Müdürü Gülbey Yolcu Tepebaşı İlçe Emniyet Müdürü, Tepebaşı İlçe Emniyet Müdürü Ayhan Karayel Önleyici Hizmetler Şube Müdürü, Önleyici Hizmetler Şube Müdürü Fatih Çalışır da Asayiş Şube Müdürü görevine getirildi.

Hassas Bölgeleri Savunma Şube Müdürü Kazım Çiriş İnşaat Emlak Şubesi Müdürü, İnşaat Emlak Şube Müdürü Ayhan Gülbasar Savunma Şube Müdürü, Savunma Şube Müdürü Cüneyt Gökçek Çocuk Şube Müdürü, Çocuk Şube Müdürü Ahmet Değirmenci de Hassas Korumaları Bölge Müdürü oldu.

Kaçakçılık ve Örgütlü Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Mustafa Deniz Sosyal Hizmetler Şube Müdürü, Bölge Trafik Şube Müdürü Ekrem Ekim Hukuk İşleri Şube Müdürü, Hukuk Şube Müdürü Mehmet Yediparmak EKKM Şube Müdürü, EKKM Şube Müdürü İmdat Gök Spor Şube Müdürü, Spor Şube Müdürü Yasin Baltacı da Trafik Tescil Şube Müdürü görevine getirildi.

Eskişehir Emniyet Müdürlüğü'nde Asayiş Şube Müdür Yardımcısı Çaban Bozdağ Çocuk Şubesi Müdür Yardımcığı, Güvenlik Şubesi'nde görevli emniyet amiri Erkan Soydan da Odunpazarı İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde görevlendirildi.

'Otizmde 24 saat eğitim şart'

ZEYNEP AKYIL - Otizm hastalığında, çocuklara kesintisiz eğitim verilmesi ve ailelerin de bu eğitimin içinde olmalası gerektiği bildirildi.

Ankara Üniversitesi Otistik Çocuklar Tanı, Tedavi, Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü ve AÜ Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Azasi Prof. Dr. Ayla Aysev, Otizm farkındalık ayı nedeniyle AA muhabirine yaptığı açıklamada, otizmin, en temel bozukluğu sosyal etkileşim yetersizliği meydana gelen nörogelişimsel bir bozukluk olduğunu belirtti.

Otizmin geniş bir yelpazedeki bozuklukların en ağır biçimlerinden birisi olduğunu ve sosyal etkileşim anormallikleri meydana gelen çocukların Otizm Spektrum Bozuklukları (OSB) genel başlığı altında değerlendirildiğini anlatan Aysev, bu gelişimsel bozuklukların 3 yaşından önce belirtilerinin başladığını ifade etti.

Bundan yaklaşık 50 yıl önce yapılan çalışmalarda otizm prevalansının 100 binde 4,5 olarak bildirilirken, yakın zamanda yapılan çalışmaların spektrum içindeki bütün çocukların sıklığının binde 5 ile yüzde 1 arasına değiştiğini düşündürdüğünü belirten Aysev, Türkiye'de otizm sıklığını ortaya koyan bir çalışmanın bulunmadığını ancak bu sıklığın diğer ülkelerden çok farklı olmadığını söyledi.

Otizmde erken tanının mümkün olduğuna işaret eden Aysev, şöyle devam etti:

''Erken tanı konulan olgularda tedavi daha yüz güldürücü olduğu için önemlidir. Otizmin erken tanınması için en önemli belirtiler, sosyal ilişki bozukluğu olabileceğini düşündüren işaretler, göz teması ve sosyal gülümseme olmaması, çocuğun işaret etmemesi, işaret edilen istikamete ve ismine bakmaması, bay bay gibi jestleri kullanmaması ve ortak dikkat kurmamasıdır. Ailelerin en çok dikkatini çeken ise konuşmanın gecikmesidir. Konuşma gecikmesi meydana gelen çocuklar mutlaka otizm spektrum bozuklukları açısından değerlendirilmelidir.''

-Pediatristlere ve aile hekimlerine önemli rol düşüyor-

Otizm tanısının 3 yaşından önce konabileceğini ancak çok küçük (18 aydan küçük) olgularda bulguların kalıcı olmayabileceğini anlatan Aysev, bu nedenle birden fazla değerlendirme yapılmasının önerildiğini bildirdi.

Son yıllar içerisinde OSB'nin genel toplumda taranması üzerinde de önemli polemiğin gündeme geldiğini ifade eden Aysev, ''Amerikan Pediatri Birliği, 2007 yılında çocuk hekimlerine 18-24 ay arası meydana gelen çocukların OSB açısından taranmasını önermiştir. Ancak taramanın önünde ciddi engeller mevcuttur, bunların en başında ise aramayı gerçekleştirecek geçerli yöntemlerin belli olmaması ve olası olguların kesin tanılamasındaki sorunlardır'' şeklinde konuştu.

Bu nedenle tarama için en iyi yolun ailelerin ve hekimlerin farkındalığının artırılması, rutin çocuk gelişimi değerlendirmelerinde sosyal ilişkinin yer alması ve gerektiği hallerde kesin tanı konulabilecek merkezlerin sevkin sağlanması olduğunu ifade eden Aysev, otizm tanısında, bebeklik ve erken çocukluk döneminde çeşitli vesilelerle başvuru yapılan pediatristlere ve aile hekimlerine de önemli rol düştüğünü kaydetti.

-Ailelerin eğitime katılmaları sağlanmalı-

Otizmde en önemli tedavinin özel eğitim olduğunu vurgulayan Aysev, bu konuda ailelere çok önemli görevler düştüğünü söyledi.

Otistik çocuklara verilen eğitimin sadece eğitim ortamı ile sınırlandırılmaması, ailelerin de eğitime katılmalarının sağlanması gerektiğini belirten Aysev, şunları kaydetti:

''24 saat, çocuk uyanık kaldığı sürece eğitim görmeli. Aileler tarafından bu eğitimin her an uygulanması çok önemli. Yoksa örneğin yaz tatili için eğitime ara verilir, döndüğünde çocuk her şeyi unutur. Ailelerin çocuklarıyla sürekli temas halinde olması çok önemli. Çocukta gelişim sağlanabilmesi için ailenin de eğitimin içinde olması gerekiyor.

Son dönemde bilimsel olarak kabul görmeyen birçok yöntem düzeltici olduğu iddiası ile ailelere yanlış bir umut aşılanmakta ve devam eden tedavilerini yarım bırakmalarına neden olarak maddi ve manevi sorunlara yol açmaktır. Otizm tedavisinin uzun süreli, yavaş ilerleyebilen bir tedavi olduğu ailelere mutlaka açıklanması ve istismar edilmeleri önlenmelidir."

Twitter ile 'pozitif gelişme'

Türkiye ve Twitter arasında iletişim ve muhataplık dair pozitif gelişmelerin olduğu, Twitter yetkililerinin mahkeme hükümleri dair daha hassas ve hızlı davranacağını söyledikleri öğrenildi.

Twitter'ın uluslararası kamu politikalarından sorumlu Başkan Yardımcısı Colin Crowell ve beraberindekilerin yer aldığı üst düzey heyet, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının (TİB) yanı sıra Başbakanlık yetkilileriyle de görüştü.

Başbakanlık kaynaklarından alınan bilgiye göre, görüşmelerde dört ana husus dair ilerleme sağlandı.

Türkiye ve Twitter arasında ortak bir zemin bulundu. İletişim ve muhataplık konularında da olumlu gelişmeler yaşandı. Twitter yetkilileri, mahkeme hükümleri dair daha hassas ve hızlı davranacaklarını belirtti. Bunu göstermek için de heyetin Türkiye ziyareti öncesinde, beş mahkeme kararı yerine getirildi.

Görüşmede, Türkiye tarafından önerilen 2-3 farklı iletişim modeli de ele alındı. Twitter yetkilileri, bunları kendi mekanizmaları içinde değerlendireceklerini ve bilgi vereceklerini kaydetti.

Türkiye'de ofis açma konusunun da gündeme geldiği görüşmede, Twitter yetkilileri, buna, "kategorik olarak karşı olmadıklarını ", değerlendirmelerinin devam ettiğini ifade etti.

Facebook'tan hakarete para cezası

İddiaya göre, geçen sene M.A. ile ilgili facebook hesabına ait kişisel sayfasından spor yorumcusu Serdar Bali'yi kastederek hakaret içerikli yorumlar yaptığı iddiasıyla dava açıldı. Yaşananların ardından Serdar Bali, kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle M.A. ile ilgili şikayetçi oldu ve Trabzon 2'inci Sulh Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Duruşmada nihai ifadeleri alan mahkeme hakimi, M.A.'yı bin 500 lira adli para cezasına çaptırdı.

Hakkındaki hakaret iddialarına talimat yoluyla Bakırköy 8'inci Sulh Ceza Mahkemesi'ne yanıt veren M.A da suçlamaları kabul etmeyerek, hesabına başka birileri tarafından girildiğini ve öne sürülen hakaret içerikli yorumları kendisinin yapmadığını belirterek beraatını talep etti.

İşte Türkiye'nin en mutlu ve mutsuz illeri!

Türkiye'de mutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı 2013'te yüzde 59 olarak tahmin edildi. Türkiye'nin geçen yıl "en mutlu ili" Sinop, "en mutsuz ili" ise Tunceli oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), "İl Düzeyinde Yaşam Memnuniyeti, 2013" araştırması neticelerini açıkladı.

Buna göre, mutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı 2013'te yüzde 59 olarak tahmin edildi. Mutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranının en yüksek olduğu il yüzde 77,7 ile Sinop oldu. Sinop'u sırasıyla yüzde 76,4 ile Afyonkarahisar ve yüzde 75,9 ile Bayburt takip etti. Mutlu olduğunu beyan eden birey oranının en düşük olduğu il ise yüzde 42 ile Tunceli oldu.

Evli bireylerin, evli olmayanlara göre daha mutlu olduğu görüldü. Evli bireylerin mutluluk oranının en yüksek olduğu il yüzde 80,5 ile Sinop, en düşük olduğu il ise yüzde 43,2 ile Tunceli oldu.

- Karaman'ı "aileleri" mutlu etti

Türkiye'de kendilerini en çok ailelerinin mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı yüzde 73 olarak hesaplandı. Bu oranın en yüksek olduğu il yüzde 83,6 ile Karaman, en düşük olduğu il yüzde 59,7 ile Muş oldu. Kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı yüzde 68 olurken, bu oranın en yüksek olduğu ilin yüzde 84,3 ile Afyonkarahisar, en düşük olduğu ilin ise yüzde 52,7 ile Mardin olduğu gözlendi.

- Balıkesir geleceğinden umutlu

Kendi geleceklerinden umutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranının en yüksek olduğu il yüzde 86 ile Balıkesir oldu. Balıkesir'i yüzde 85,8 ile Isparta ve yüzde 85,5 ile Bolu izledi. Bu oranın en düşük olduğu 3 il ise yüzde 64 ile Diyarbakır, yüzde 67,2 ile Tunceli ve yüzde 69,6 ile Düzce olarak tespit edildi.

Sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranının en yüksek olduğu il yüzde 89,1 ile Isparta, en düşük olduğu il yüzde 54,6 ile Hakkari oldu.

Türkiye genelinde asayiş hizmetlerinden memnuniyet oranı yüzde 79,4 olurken, memnuniyetin en yüksek olduğu ilin yüzde 94,9 ile Artvin, en düşük olduğu ilin ise yüzde 58,9 ile Şırnak olduğu görüldü.

- Kahramanmaraş adli hizmetlerden memnun

Ulaştırma hizmetlerinden memnuniyetin en yüksek olduğu il yüzde 94,2 ile Afyonkarahisar oldu. Bu oranın en düşük olduğu ilin ise yüzde 50,2 ile Hakkari olduğu tespit edildi. İl düzeyinde bakıldığında eğitim hizmetlerinden memnuniyetin en yüksek olduğu il yüzde 88,9 ile Afyonkarahisar, en düşük olduğu il ise yüzde 48,2 ile Hakkari oldu.

Sosyal Güvenlik Kurumu hizmetlerinden memnuniyetin en yüksek olduğu il yüzde 89,5 ile Uşak, en düşük olduğu il ise yüzde 34,8 ile Şırnak olduğu belirlendi.

Adli hizmetlerden memnuniyet oranının en yüksek olduğu il yüzde 84,5 ile Kahramanmaraş, en düşük olduğu ilin ise yüzde 28,8 ile Burdur olduğu kaydedildi.

Türkiye genelinde belediyelerin "çöp ve çevresel atık toplama" hizmetlerinden memnun olduğunu beyan eden bireylerin oranı yüzde 73,3 olarak hesaplanırken, bu oranının en yüksek olduğu il yüzde 86,5 ile Eskişehir, en düşük olduğu il ise yüzde 33,1 ile Iğdır oldu.

Kanalizasyon hizmetlerinden memnuniyet oranının en yüksek olduğu ilin yüzde 82,6 ile Kastamonu, en düşük olduğu ilin ise yüzde 28,8 ile Hakkari olduğu görüldü.

Şebeke suyu hizmetlerinden memnuniyet oranının en yüksek olduğu il yüzde 86,8 ile İstanbul oldu. Bu oranın en düşük olduğu il ise yüzde 30,6 ile Hakkari olduğu tespit edildi.

- Karaman toplu taşıma hizmetlerinden memnun

Belediyelerin "toplu taşıma" hizmetlerinden en memnun il yüzde 78,8 ile Karaman, memnuniyetin en düşük olduğu il ise yüzde 23,5 ile Hakkari oldu.

Yol/kaldırım yapımı hizmetlerinde memnuniyet oranının en yüksek olduğu ilin yüzde 76,1 ile Kastamonu ve Manisa olduğu görüldü. Bu oranın en düşük olduğu ilin ise yüzde 21,4 ile Kilis olduğu kaydedildi.

Türkiye'de belediyelerin "yeşil alan yaratma" hizmetlerinden memnun olduğunu beyan eden bireylerin oranı yüzde 57,1 olarak hesaplanırken, bu oranının en yüksek olduğu ilin yüzde 82,3 ile Kastamonu, en düşük olduğu ilin ise yüzde 22,5 ile Batman olduğu tespit edildi.

Belediyelerin "engellilere yönelik" hizmetlerinden memnuniyet oranının en yüksek olduğu il, yüzde 71,3 ile Manisa, en düşük olduğu il ise yüzde 14,5 ile Siirt oldu.

- Manisa yoksullara yardım hizmetlerinden memnun

Belediyelerin "hasta ve yoksullara yönelik" hizmetlerinde, memnuniyet oranının en yüksek olduğu ilin yüzde 73,4 ile Manisa, en düşük olduğu ilin ise yüzde 15,3 ile Siirt olduğu belirlendi.

Türkiye'de Avrupa Birliği (AB) üyeliğinin birey yaşamınaolumlu etkisinin olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 37,1 olarak hesaplanırken, söz konusu oranın en yüksek olduğu il yüzde 75,9 ile Hakkari, en düşük olduğu ile ise yüzde 18,1 ile Burdur oldu. AB üyeliği için referandum yapılması durumunda üyelik yönünde oy vereceğini belirtenlerin en yüksek olduğu il yüzde 78,1 ile Hakkari, en düşük olduğu il ise yüzde 23 ile Şırnak olarak tespit edildi.

- Araştırma ilk defa il düzeyinde yapıldı

İlki 2003 yılında Hanehalkı Bütçe Anketi'nde ek bir modül olarak uygulanan 2004 yılından itibaren düzenli olarak gerçekleştirilmekte olan Yaşam Memnuniyeti Araştırması, 2013'te ilk defa il düzeyinde yapıldı. Araştırma kapsamında, Türkiye genelinde 125 bin 720 haneye gidilerek, 18 ve daha yukarı yaştaki 196 bin 203 birey ile yüz yüze görüşme gerçekleştirildi. Genel kamu hizmetleri altında yer alan belediye hizmetleri sonuçları, il sınırları içindeki bütün belediyelerin hizmetlerini kapsadı.

Ortaokulların seçmeli ders istatistikleri

SELMA KASAP - YILDIZ AKTAŞ - Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) verilerine göre, ortaokullarda birinci eğitim öğretim yılının nihayetinde en çok tercih edilen seçmeli dersleri sırasıyla "matematik ", "yabancı dil" ve "Kur'an-ı Kerim" olurken, en az seçilen dersler ise Braille Türkçe, Braille Matematik ve Türk Sanat Müziği olarak belirlendi.

MEB'in 2013-2014 eğitim-öğretim seneyi birinci dönem itibariyle ortaokullarda seçmeli ders sayısı 66'ya yükseldi. Bu dersleri alan toplam öğrenci sayısı ise 5 milyon 960 bin 826 olarak belirlendi.

Bu dönem sonu itibariyle seçmeli dersleri alan öğrenci sayılarını gösteren istatistiklerden derlenen bilgilere göre, bu dönem boyunca en çok tercih edilen seçmeli ders 879 bin 335 öğrencinin tercih ettiği matematik uygulamaları dersi oldu.

Matematiği 851 bin 641 öğrenci tarafından seçilen yabancı dil uygulamaları izlerken, 682 bin 522 öğrencinin seçtiği Kur'an-ı Kerim seçmeli dersi üçüncü sırada yer aldı.

Seçmeli derslerin tamamı meydana gelen 66 ders arasında en çok tercih edilen ilk onda yer alan diğer dersler şöyle oldu:

Seçmeli dersler Seçen Öğrenci Sayısı

Spor ve Fizik. Etkinlikleri..................435.147

Hz. Muhammed'in Hayatı.................404.963

Bilişim Teknolojileri ve Yazılım...................328.382

Bilim Uygulamaları...........................314.778

Medya Okur Yazarlığı.....................310.325

Okuma Becerileri............................262.789

Halk Kültürü....................................212.640

Bu dersler arasında en az seçilen dersler ise 16 öğrencinin seçtiği Braille Türkçe dersini, sırasıyla 21 öğrenci tarafından seçilen Braille matematiği, 25 öğrencinin seçtiği Türk Sanat Müziği izledi.

Braille Türkçe seçen öğencilerin 13'ü Denizli'deki okullarda bulunurken, 3'ü ise Konya'daki okullardan seçimini yaptı. Braille matematik dersini seçen talebelerin ise tamamı Denizli'den olduğu belirlendi.

Türk Sanat müziği seçmeli dersini alan 25 öğrenciden 3'ü ise Aydın'daki okullardan, 22'si ise İzmir'deki okullardan tercih yaptı.

Seçmeli derslerin tamamı meydana gelen 66 ders arasında en az tercih edilen diğer dersler şöyle oldu:

Seçmeli dersler Seçen Öğrenci Sayısı

Hafif Batı Müziği............. 30

Batik..............................31

Çiçekçilik....................... 34

El Örgü Tek................... 41

Güreş............................ 67

Fotoğrafçılık...................70

99 okulda 21 bin 562 tablet dağıtıldı

Vali Hüseyin Avni Coş, Çukurova ilçesi Mehmet Özöncel Anadolu Lisesi ve Seyhan Danişment Gazi Anadolu Lisesi'nde merasime katılarak, öğretmen ve öğrencilere tablet dağıttı. Proje kapsamında Adana'da 21 bin 562 tablet dağıtıldığını vurgulayan Vali Coş, "Proje ile sadece tablet bilgisayar dağıtma değil, aynı zamanda çok çeşitli dersleri daha anlaşılır bir şekilde teknolojinin imkanlarından yararlanarak, öğrencilerimizi daha donanımlı bir şekilde yetiştirilmesi amaçlanmıştır." dedi.

Vali Coş, konuşmasının ardından öğretmen ve öğrencilere tablet bilgisayar dağıttı.

Tablet dağıtımına Vali Coş'un yanı sıra Çukurova Kaymakamı Mehmet Ali Özkan, Seyhan Kaymakamı Ahmet Okur, öğretmenler, öğrenciler ve veliler katıldı.

İstinaf mahkemeleri Yargıtay'ı hafifletecek

Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) Türkiye Milli Komitesi'nce TOBB Sosyal Tesisleri'nde düzenlenen 11. Milletlerarası Tahkim Semineri'ne Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) Türkiye Milli Komitesi Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ICC Tahkim Divanı Başkanı John Beechey ve davetliler katıldı. Seminerin açılış panelinde konuşan Hisarcıklıoğlu, tahkim mekanizmasının adli yargı kadar önemli bir rol oynadığını belirterek, "Ama maalesef, Türkiye'de tahkim dair istediğimiz noktadan çok uzağız. Bu konuda farkındalığı artırmak için TOBB ve ICC Türkiye Milli Komitesi olarak yoğun gayret sarf ediyoruz" diye konuştu.

ICC'nin tahkim dair tüm dünyada referans kurum haline geldiğini söyleyen Hisarcıklıoğlu, Türk özel sektörünün başkanı olarak kendisinin de 2012 yılından bu yana komitenin yönetiminde yer aldığını kaydetti. Türk şirketlerinin ICC'nin uluslar arası tahkiminden daha fazla yararlanması gerektiğine dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, "Türk şirketlerinin ICC gibi bağımsız ve tarafsız uluslararası tahkim mekanizmasına ihtiyacı katlanarak artıyor" ifadesini kullandı.

TOBB ve ICC Türkiye olarak sadece Türkiye'de değil, ülkenin bulunduğu bölgede de tahkimin gelişmesi için büyük gayret gösterdiklerini anlatan Hisarcıklıoğlu, bu anlamda İsrail ve Filistinli iş adamları arasındaki ticari anlaşmazlıkların çözümü için çalışan Kudüs Tahkim Merkezi'ni geçen yılın kasım ayında kurduklarını belirtti. Türkiye'nin bölge ülkelerinin tahkim merkezi haline gelmesinin ülkenin kendi elinde olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, şunları söyledi:

"Elimizde gerekli tüm malzeme var. Ticaret hayatında Orta Asya'dan Ortadoğu'ya, Doğu Avrupa'dan Afrika'ya bölge ülkeleri arasındaki tarafsızlığımız, gelişmiş hukuk normlarımız, ticari çeşitliliğimiz, farklı kültürlere, değerlere ve anlayışlara karşı açık olmamız bizi başka ülkelerden bir adım önce kılmaktadır. Eğer, bu potansiyeli iyi değerlendirebilirsek, ülkemizin pekala tercih edilen bir tahkim merkezi haline gelmesinin önünde hiçbir engel yok."

Tahkimin uluslararası uyuşmazlıkların yanında, yurt içindeki ticari uyuşmazlıklar için de çok önemli bir araç olduğunun altını çizen Hisarcıklıoğlu, nihai yıllarda yargının altyapısında çok önemli gelişmeler kaydedilmesine karşın yargı sisteminin üzerinde büyük bir yük olduğunu söyledi. 50-100 bin liralık ticari uyuşmazlıkların bile yıllar alan bir yargılama konusu olabildiğine işaret eden Hisarcıklıoğlu, dünyada ise bu tür konuların tahkim ve mutabakat yöntemleriyle çözüldüğünü dile getirdi. Hisarcıklıoğlu, tahkim kararlarında davayı kaybedenin edimini yerine getirmezse kazanan tarafın icra takibi başlatmak için tahkim kararını mahkemede tescil ettirdiğini, çoğu durumda itiraz meydana gelmediği için mahkeme tarafından inceleme bile yapılmadığını kaydetti.

İSTANBUL TAHKİM MERKEZİ KANUN TASARISI ADALET KOMİSYONUNUN GÜNDEMİNDE

Adalet Bakanı Bozdağ ise, tahkim dair hükümet olarak önemli bir adım daha atıldığını belirterek, "İstanbul Tahkim Merkezi'ni kurma adımıdır. Bildiğiniz gibi İstanbul'da bağımsız ve özerk yapıya sahip, milletlerarası meydanda rekabet edebilecek düzeyde kurumsal bir tahkim merkezinin kurulması için İstanbul Tahkim Merkezi Kanun Tasarısı'nı hükümet olarak hazırladık ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunduk. Şu anda bu tasarı adalet komisyonunun gündemindedir. Önümüzdeki günlerde komisyon tasarıyı görüşerek genel kurula bildirecek ve genel kuruldan da bu tasarının süratle yasalaşmasını hükümet olarak temin edeceğiz. Tahkim merkezi Türkiye'nin bu meydanda çalışmaları için ayrı bir güce ve ayrı bir imkanı olacaktır. Şimdiden hayırlı olmasını temenni ediyorum" diye konuştu.

5 bin liraya kadar olan iş uyuşmazlıklarında hakem heyetleri yolu ile çözüme kavuşturan yeni bir adım atılacağını belirten Bozdağ, şunları aktardı:

"Bakanlık olarak çalışmalarımızı tamamlamış durumdayız. Önümüzdeki günlerde tasarıyı Bakanlar Kurulu'na sevk edeceğiz. Bakanlar Kurulumuzun onay vermesine müteakip de TBMM'ye göndereceğiz. Burada 5 bin liraya kadar olan iş uyuşmazlıkları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın il müdürü, işveren sendikasının bir temsilcisi, işçi sendikasının bir temsilcisi, onlar meseleyi karara bağlayacaklar. Bu da eminim ki iş dünyamız için nihai derece önemli bir adım olacaktır. Pek çok ihtilafların yargıya gitmeden çözülmesine büyük bir katkı sağlayacaktır. Bununla ilgili çalışmalarımızı nihai noktaya getirdiğimizi burada ifade etmek isterim."

"ADLİ ZAMAN YÖNETİMİNİ DAHA İYİ BİR HALE GETİRMEK İÇİN SATÜRN PROJESİ DİYE BİR PROJE BAŞLATIYORUZ"

Yargı süreçlerini hızlandırmak bakımından çok ciddi adımlar attıklarını belirten Bozdağ, Satürn Projesi hakkında da bilgi verdi. Bozdağ, şunları söyledi:

"Bir başka adımı bakanlık olarak atıyoruz. Adli zaman yönetimini daha iyi bir hale getirmek için Satürn Projesi diye bir proje başlatıyoruz. Şuanda Amasya ve Erzurum'da uygulanıyor. Projenin özü şu; bir kişi şikayette bulunduğu savcılığa. Şikayetinin soruşturma aşamasının ne kadar süreceğini veya hukuk mahkemesine, ceza mahkemesine dava açıldı, bu davanın ne kadar sürede ilk derece mahkemesinde biteceğini daha işin başında bilecek. Şuanda Amasya'da veya Erzurum'da yargıda işi olan vatandaşlarımız mahkemeye gittiğimiz zaman veya savcılığa, kendilerine davanın veya soruşturmanın ne zaman soruşturulacağına ilişkin azami süre verilecek. Ona göre vatandaşlarımız işlerini takip edebiliyorlar. Bu davalar vatandaşa verilen süre içerisinde bitmediği zaman neden bitmediği, aksayan ne, eksik olan ne bunu görüp hemen telafi ederek daha hızlı bir şekilde sonuçlandırmak için adımlar atacağız. İki olan il say ısına 10 tane yeni il daha ilave ederek, 12'ye çıkardık. Bu 12'de de bu planlama başarılı olursa, pozitif neticeler alırsak Türkiye'nin bütün mahkemelerine bu sistemi yayacağız ve orada vatandaşlarımız davalarının ne kadar sürede biteceğini daha işin başında öğrenmiş olacaklar. Bakanlık olarak da bu süreçlerin sağlıklı işlemesi için elimizden gelen bütün destekleri kendilerine vereceğiz."

"İSTİNAF MAHKEMELERİ, YARGITAY'A GİDECEK İŞ YÜKÜNÜ AZALTACAK"

2004 yılında istinaf mahkemelerini kuran yasaların geçtiğini ancak fiilen faaliyete geçemediğini anlatan Bozdağ, "İstinafın fiilen uygulanması ile Yargıtay'a gidecek iş yükünde büyük azalmalar olacaktır. Baktığınız zaman cezada Yargıtay'a giden iş yükü yaklaşık bugün gidenin yüzde 10'u gibi bir noktaya düşecek. Yerleri istinafta kesinleşen bir husus, hukuk mahkemelerinde yüzde 11'e düşecek. Diğerleri istinafta kesinleşecek. Bu da neyi artıracak? Yargıtay'daki dosyaları daha hızla karara bağlama süreçlerini artıracak ve Yargıtay'ı gerçek anlamda, Danıştay'ı gerçek anlamda bir içtihat mahkemesine dönüşmesini sağlamış olacaktır. AB sürecinde Türkiye'nin yerine getirmesi gerekli olan kriterlerden bir tanesini de biz istinafı fiilen hayata geçirmek sureti ile gerçekleştirmiş olacağız" şeklinde konuştu.

'Yasadışı dinleme'de 6 polise tahliye

Yasa dışı dinlemelere yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan iki emniyet müdürünün de aralarında bulunduğu 6 polis hakkında, yapılan itiraz üzerine tahliye kararı çıktı.

Alınan bilgiye göre, polislerin tutukluluğuna yönelik itirazı inceleyen Nöbetçi 8. Asliye Ceza Mahkemesi tahliye kararı verdi. Kararın ardından polislerin cezaevinden çıkacağı öğrenildi.

Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde ikametlerinde arama yapıldıktan sonra 2. Sınıf Emniyet Müdürü İsmail Bilgin, 3. Sınıf Emniyet Müdürü Ertuğrul Yetkin ile aralarında bir komiserin de bulunduğu biri emekli 8 polis gözaltına alınmıştı.

Soruşturmayı yürüten Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Ali Doğan tarafından ifadeleri alındıktan sonra Nöbetçi Mahkeme'ye sevk edilen İsmail Bilgin ve Ertuğrul Yetkin'in de aralarında olduğu daha önce istihbarat şubesinde görev yapan 6 polis tutuklanmış; polis memuru R.K. ve kadın polis memuru M.A. ise savcılık işlemlerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Twitter yetkilileri BTK'dan ayrıldı

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer, "Twitter yetkililerinden mahkeme kararlarının uygulanmasını isteyeceğiz" dedi.

BTK Başkanı Acarer, BTK'ya gelişinde gazetecilerin sorularını cevapladı. Basın mensuplarının Twitter yetkilileriyle yapacağı görüşmeye kimlerin katılacağını sorması üzerine Acarer, BTK ve TİB elemanı ile belki Başbakanlıktan da bir iki kişinin görüşmede olacağını açıkladı. Acarer, meselelerle ilgili müzakere yapacaklarını vurgulayarak, "Özellikle mahkeme kararlarının uygulanmasını istiyoruz. Sürekli dava konusu meydana gelen konularla ilgili, bilhassa vatandaşların şikayetleriyle ilgili taleplerin kısa sürede yerine getirilmesini isteyeceğiz" dedi.

Acarer, mahkeme kararlarının sonuçlanmasını istediklerini belirterek, "Sadece mahkeme hükümleri değil, bundan sonraki süreçlerde de benzer sıkıntılar yaşanabilir. Biz bunların toptan çözülmesini istiyoruz" diye konuştu.

BTK Başkanı Acarer, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütli Elvan'ın görüşlerini ilettiklerini ifade etti. Acarer, şunları kaydetti:

"Bu bir sosyal sorun haline geldi. Biz bunun biran önce çözülmesini istiyoruz. Twitter'ın uygulamadığı 100'e yakın mahkeme kararı var. Ama onun dışında vatandaşlardan gelen talepler var. O da önemli."

Twitter'ın uluslararası kamu politikalarından sorumlu Başkan Yardımcısı Colin Crowell ve beraberindeki heyet, saat 14.00 sıralarında BTK'ya geldi. Müzakere devam ediyor.

TOPLANTI SONA ERDİ

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nda (BTK) Twitter kurulu ile yapılan toplantı sona erdi.

Twitter'ın uluslararası kamu politikalarından sorumlu Başkan Yardımcısı Colin Crowell ve beraberindeki heyet, saat 14.00 sıralarında BTK'ya geldi. BTK yetkilileriyle Twitter kurulu arasında yaklaşık dört saat süren toplantı sona erdi. Twitter kurulu görüşmenin sona ermesinin ardından BTK'dan ayrıldı. BTK yetkilileriyle Twitter heyetinin önümüzdeki günlerde tekrar bir araya gelebileceği öğrenildi.


Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın (TİB) üst düzey yöneticileriyle bir araya gelecek meydana gelen Twitter yöneticisinin ismi ise Colin Crowell. Twitter'ın uluslararası kamu politikalarından sorumlu başkan yardımcısı meydana gelen Crowell, Twitter'ın ülkelerle meydana gelen ilişkilerini yöneten ve örgütlü eden isimlerin başında geliyor.

Crowell, siyaset dünyasına yakınlığı ve internet alanındaki düzenlemeler üzerine gerçekleştirdiği çalışmalarla biliniyor. ABD'deki Federal İletişim Komisyonu'nda (FCC) danışman olarak yer alan Crowell, ülkedeki telekomünikasyon düzenlemelerinde imzası bulunan adlar arasında yer alıyor.

PLANLAR KONUŞULACAK

BTK ve TİB, geçmişte ne olduğundan daha çok Twitter'ın Türkiye'deki planları ile ilgili konuşacak. Türkiye yasalarıyla uyumluluk ve bu çerçevede Türkiye'de şirket kurulması Twitter ile konuşulacak konular arasında yer alıyor. Toplantıya katılacak adlar arasında BTK Başkanı Tayfun Acarer ve TİB Başkanı Ahmet Cemaleddin Çelik'in yanı sıra Ulaştırma Bakanlığı yetkilileri de yer alıyor.

Buna ek olarak vergilendirme konusu da Türk yetkililerle konuşulacak. Geçen hafta Twitter'ın Türkiye'de Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Twitter da dahil olmak üzere sosyal paylaşım sitelerinin Türkiye'den haksız kazanç elde ettiğini ve bu kazançtan ödenmesi gereken vergiyi vergi olduğunu ifade etmişti.

AK Parti'de yeni genel başkan yardımcıları

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, "İstanbul Milletvekili Nurettin Nebati, Edip Uğur'un yerine İdari ve Mali İşlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcımız olarak atandı. MKYK üyemiz Abdülhamit Gül, Menderes Türel'in yerine Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcımız olarak atandı" dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, sosyal paylaşım sitesi Twitter'dan yaptığı açıklamada, "İstanbul Milletvekili Sn. Nurettin Nebati, Sayın Edip Uğur'un yerine İdari ve Mali İşlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcımız olarak atandı. Hayırlı olsun. MKYK üyemiz Sayın Abdülhamit Gül, Sayın Menderes Türel'in yerine Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcımız olarak atandı. Hayırlı olsun" dedi.

Kafkas Üniversitesi'nde olay: 2 ağır yaralı

Kars'ta 3 gündür devam eden öğrenci olayları üniversitede devam etti. Kentte ara sokaklarda başlayan ve üniversiteye yansıyan olaylarda 2 kişi yaralanırken, polis gruba müdahale etmek zorunda kaldı. Polisin 'dağılın' çağrısına uymayan ve slogan atan öğrenciler ile polis arasında kovalama başladı. Polisin müdahalesiyle grup ara sokaklara dağıldı.

3 gündür devam eden talebelerin gerginliği kentte de tepkilere neden oluyor. Sık sık karşı karşıya gelen öğrenciler birbirlerini darp ederken, polis ise öğrencileri sık sık sakin olmaları ile ilgili uyarıyor.

Öte yandan KAÜ'de kavga olduğunu telefonla öğrenen bir grup öğrenci de taksi çağırarak bölgeye gitmek istedi. Polislerin Faikbey Caddesi üzerinde durdurduğu taksiden çıkan 6 öğrenci gözaltına alındı. Talebelerin üzerinden sopa çıktı.

25 kişinin tutuklandığı 2 kişinin de ağır yaralandığı olaylar ara ara devam ediyor. Yaralıların vaziyetlerinin ise ciddiyetini koruduğu kaydedildi.

DİSK: Taksim, Vali: Yenikapı

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, sendikaların 1 Mayıs'ın Taksim Meydanı'nda kutlanması yönündeki talepleriyle ilgili izah yaptı. Vali Mutlu, "Benim önümde resmi bir müracaatları meydana gelmediği için resmi bir yanıt verme durumunda değilim ancak Yenikapı dışında rastgele bir alternatif olmayacaktır. Kazlıçeşme de olabilir ama Yenikapı bizim için, ulaşım anlamında da mükemmel bir bölgedir. Bizden dayanak istemeleri halinde taşıma anlamında istenen desteği vereceğimizi de söyledim. Bu sene Yenikapı sona erdiği için Yenikapı'yı uygulamaya koyduk. Anadolu Yakası'nda Maltepe bittiğinde de artık Kadıköy bölgesinde de yeni bir dönemi başlatacağız. Bu nedenle geçen sene Kazlıçeşme için yapmış olduğumuz öneriyi bu sene Yenikapı için teklif ettik" diye konuştu.

DÜ'de iki profesör istifa etti

Dicle Üniversitesi (DÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aytekin Sır ile Sıhhat Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Salih Hoşoğlu görevlerinden istifa etti.

DÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. Sabri Eyigün, AA muhabirine iki profesörün istifasını doğrulayarak, bu istifalarla alakalı dilekçelerin geçtiğimiz hafta rektörlüğe eriştiğini belirtti. İstifaların "DÜ'deki yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarıyla ilgisinin bulunmadığını" söyleyen Eyigün, istifaların kabul edildiğini ve resmi işlemlerin bu hafta sonuçlandığını bildirdi.

Prof. Dr. Eyigün, istifalar neticesi boşalan iki göreve yeni isimlerin atanacağını açıkladı.

İstifası doğrulanan Prof. Dr. Aytekin Sır ise mesleğinin idarecilik olmadığını, ilmi çalışmalara henüz fazla zaman bölmek emeliyle görevinden istifa ettiğini kaydetti. Prof. Dr. Sır, "İstifamın DÜ'de son günlerde gelişen vaziyetle bir alakası yok. İstifa dilekçemi geçtiğimiz hafta sunmuştum. İşlemler yeni bitirdiği için bu haftaya denk geldi. Tamamiyle bir tesadüftür" dedi.

CHP'nin adayı Haşim Kılıç mı

CNN TÜRK'te yayınlanan Ankara Günlüğü programında Hande Fırat, Hüseyin Yayman ve Utku Çakırözer'in sorularını cevaplayan CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, Cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP ile ittifak yapacaklarını sanmadığını söyledi. Toprak, "CHP'nin Köşk adayı Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç mı?"sorusuna da cevap verdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı erdoğan toprak, Cumhurbaşkanlığı seçiminin partiler üstü bir vaka oladuğuna dikkat çekerek şöyle devam etti, " Halk bir takım istiyorsa adayımız o olur. Toplumun tamamını kucaklayacak bir isim olmasını arzu ediyoruz. Herkesin minimum müştereklerde üzerinde birleşeceği bir aday olmalı.

Halkın nabzını tutacak argümanlarla adayın belirleneceğini ifade eden Toprak, " Anket ve kamuoyunun bize sunacağı isimlerden birini Cumhuriyet Hakl Partisi olarak destekleyeceğiz.

Programın moderatörü Hande Fırat tarafından "CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Haşim Kılıç mı?" şeklinde sorulan soruya CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak sansasyonel bir cevap verdi. "Ben konuşmamın başında topluma soracağımızı ifade ettim. Şimdi ben kafamdaki söyleyip topluma dayatırsam o vakit topluma sormamış olurum. Bugünkü iktidar partisinin düşmüş olduğu duruma düşeriz" dedi.

4/C'li personelin ödemeleri hakkında görüş yazısı

BÜMKO, tarafından 1 Nisan 2014 tarihinde MEB'e sevk edilen yazıda, 4/C'li personele ödenecek sosyal güvenlik kesintileriyle alakalı yazıda değişiklik yapıldığı belirtildi.

Enerji sistemleri mühendisi adaylarının beklentileri

Enerji Sistemleri Mühendisi Adaylarının Enerji Bakanlığından Beklentileri.

Bilindiği üzere "Enerjinin üretim, iletim, dağıtım ve tüketim aşamalarında, endüstriyel işletmelerde, binalarda, elektrik enerjisi üretim tesislerinde, mesajım ve dağıtım şebekeleri ile ulaşımda enerji verimliliğinin artırılmasına ve desteklenmesine, toplum genelinde enerji şuurunun geliştirilmesine, yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanılması" kapsamında, "enerjinin etkin kullanılması, israfının önlenmesi, enerji maliyetlerinin ekonomi üzerindeki yükünün hafifletilmesi ve çevrenin korunması için enerji kaynaklarının ve enerjinin kullanımında verimliliğin artırılması" amacı ile 5627 sayılı Enerji Verimliliği Yasayi 18 Nisan 2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bununla birlikte ülkemizde öncelikle Bahçeşehir Üniversitesinin girişimleri ile bu üniversitemizde ve akabinde birçok üniversitemizde Enerji Sistemleri Mühendisliği bölümü açılmıştır.

Dünya da ve bilhassa enerji ile ilgili dışa bağımlı meydana gelen ülkemizde enerjinin imalatı kadar enerjinin tasarrufu, ucuz, ve yenilenebilir enerji olması da ehemmiyet kazanmaktadır. Bu kapsamda misyon yapacak Enerji Sistemleri Mühendisliği öğrencileri ise mezun olduklarında 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunundan meydana gelen sebeple Enerji yöneticisi olabilmek için aynı teorik ve uygulamalı eğitimleri almak zorunda bırakılmaktadır. Bu eksikliğin giderilmesi için Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, Enerji Sistemleri Mühendisliği öğrencileri isteklerini bildiren arzuhallerini Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanlığına ulaştırmaktadırlar.

Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Yenilenebilir Enerji Kulübü Başkanı ve bu arada Enerji Sistemleri Mühendisliğinde okuyan Hilal ZERK; Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanlığınca Akreditesi yapılmış bir Üniversiteden mezun olacakları halde Mezuniyet ertesi aynı eğitimi alarak enerji Yönetici olabildiklerini, yeniden müfredata bakıldığında Makine Mühendisliği ile büyük oranda uyumluluk görüldüğü halde, hatta kendi iş kapsamımızda bulunması gereken SMM imza yetkilerinin Makine Mühendisleri odası tarafından kendilerine verilmediğini belirterek bunu anlamakta güçlük çektiklerini bildirmektedir.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞINA

ANKARA

.......... Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü öğrencisiyim.

18 Nisan 2007 tarihli ve 5627 sayılı enerji Verimliliği Kanunu'nun 7. Maddesinin 3. Fıkrasında;"Yıllık toplam enerji tüketimleri 50.000 TEP ve üzeri meydana gelen endüstriyel işletmelerde enerji yöneticisi bulundurulması zorunludur" ifadesi yer almaktadır.

Bu yasa kapsamında Enerji ve doğal Kaynaklar Bakanlığı tarafından yetki verilmiş kurumlar, enerji yöneticisi eğitimi vermektedir. Verilen bu eğitimler, üniversitemizdeki enerji Sistemleri Mühendisliği Kısmındaki derslerle hem teorik hem de uygulamalı olarak eşdeğerdir.

Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı tarafından, Enerji Yöneticiliği eğitimi vermekle yetkilendirilmiş olmasına rağmen, yasadan meydana gelen eksiklerden ötürü mezunlarına bu yetkiyi verememektedir. Yasa, mezun olduktan sonra aynı eğitimleri tekrardan almamızı öngörmektedir. Bu vaziyet zaman ve maliyet açısından hepimizi dolayısı ile ailemizi ve ülkemizi de negatif etkilemektedir. Ayrıca; bakanlığınız, diğer bakanlıklar ve kamu müesseseleri enerji Sistemleri Mühendislerine kadro açılması ihtiyacı olduğu malum bir gerçektir.

Bu kapsamda sizden taleplerimizi;

1- Üniversitesi yetkilendirilmiş Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü talebelerinin doğrudan "Enerji Yöneticisi" unvanı verilmesi,

2- Bakanlıklar ve kamu kuruluşlarında enerji Sistemleri Mühendislerine istihdam sağlanması,

3- Bölümümüz müfredatı ile makine mühendisliği müfredatı karşılaştırıldığında, bölüm müfredatlarının çok yakın olduğu görülmektedir. Ancak makine mühendisleri odasından SMM imza yetkisi alamamaktayız. Bu mağduriyetimizin giderilmesi için meslek odası tarafından SMM imza yetkisinin verilmesi,

Geleceğin umudu bizler ve bizi temsil eden sizler bu sorunların çözülmesinde gerekli ilgi ve alakayı göstereceğinizi umut ediyor, saygı ile tensiplerinize arz ediyoruz.

Eğitim uzmanı olarak atanan yöneticilerin uğrayacakları mağduriyetler

Yeni ULUSAL EĞITIM BAKANLIĞI örgüt yasası ile il ulusal eğitim müdür yardımcısı ve kaza ulusal eğitim müdürlerinin uğrayacakları mağduriyetler

Daha önce farkli KHK ve Kanunlarla inşa edilen benzer görev değişiklikleri ile çoğunlukla görevden alınanların özlük hakları korunurken, yeni ULUSAL EĞITIM BAKANLIĞI örgüt yasasına önergeyle sonradan dahil edilen il ulusal eğitim müdür yardımcıları ve kaza ulusal eğitim müdürleri özlük hakları açısından tedricen mağdur edileceklerdir.

Muhtemelen bu durum, üzerinde fazla düşünülmeden inşa edilen önergeden kaynaklanmıştır.

Şöyle ki, bu iki unvandakiler eğitim uzmanı olarak atandıklarına göre, eski ve yeni haklarına bakmak gerekiyor.

Örneğin bir il ulusal eğitim müdür yardımcısının eski ek ödeme (denge tazminatı) 666 Sayılı KHK'nın Ek (I) Sayılı Cetvelinde %180 olarak belirlenmiş iken, atama inşa edilen eğitim uzmanının ek ödemesi %115 ile antrenör, muhasebeci ve mütercim gibi unvanlarla aynı seviyede değerlendirilmiştir.

Yine devlet memurlarının zam ve tazminatlarının gösterildiği 2006/10344 Sayılı Kabine Hükmünde İl Ulusal Eğitim Müdür Yardımcısının özel hizmet tazminatı %135 iken, eğitim uzmanının özel hizmet tazminatı da %100 olarak geçmektedir.

İş temininde güçlük zammından kaynaklanacak az bir farkı da hesaba katmazsak bile bu kişilerin aylığında en az toplamda EYDM aylığının %100'ü kadar bir eksilme mevzubahis olacaktır.

Her ne kadar aradaki fark, fark kapanıncaya kadar tazminat olarak ödenecek denmiş ise de, eğitim uzmanı maaşı il ulusal eğitim müdür yardımcısı aylığına yetişinceye kadar yani yaklaşık 7 yıl boyunca maaşlarının sabit kalacağı ve memur maaşlarına yapılacak zamlardan faydalanmayacakları manası çıkıyor.

Çünkü, aradaki 731,48 TL lik fark, yakın geçmişteki senelik artışlara bakıldığında ancak yedi senede kapanabiliyor. Nitekim, daha evvelki farkli KHK'larla araştırmacı olarak atanan eşdeğer görevdeki bir takım yöneticilerin mağduriyetleri 27 Şubat 2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren 6525 sayılı torba yasa ile, her türlü zam ve tazminatları il müdür yardımcısı ile eşitlenmek suretiyle giderilmiştir.

Eğitim uzmanlarının da araştırmacılar için getirilen yeni düzenlemeden yararlanmaları amacıyla bir düzeltme inşa edilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Ters halde, statü kaybının yanı sıra 7 yıl zamsız aylığa mahküm edilecek bu çalışanların hukuksal maçları sonuna kadar yapmaları en natürel hakları olacaktır. Ayrıca mevzubahis unvanlar, örgüt yapısından ve yasasından kaldırılmadan yani Anayasanın ifadesiyle, bir statüye atanmış meydana gelen kişilerin bu hukuksal statüde bir değişiklik olmaksızın hukuk güvenliklerini ihlal edecek biçimde yasama tasarrufunda bulunulması Anayasaya aykırılık teşkil etmektedir.

Zira geçerli bir neden yokken birinin görevinden alınarak bir başkasının yerine atanması veya görevlendirilmesi hangi yolla yapılırsa yapılsın hiçbir hukuk ilkesiyle açıklama edilemeyecektir.

(Yasadan Etkilenen Yöneticilerin Görüşü)

MEB İstatistiklerine göre sınıf mevcutları

Son günlerde MILLI EĞITIM BAKANLIĞI İstatistikleri konusunda farkli yorumlar yapılmaktadır. Derslik başına düşen talebe sayısının 29 olduğu en çok da konuşulan konu oldu. Anadolu Ajansının geçtiği haberde de aynı istikamette tümceler vardı. Aslında tespitler çok da yanlış değil lakin plansızlık programsızlık işin içine girince kazın ayağı değişiyor.

Ülke genelinde derslik başına düşen talebe sayısı 29 rakamına düşmüş ise bunun manası ;

Her okulun tekli(normal) eğitim yapması durumunda her bir derslikte 29 kişi ile ders yapılabilir. Halbuki ki aynı şehirde dahi bir çok yanlışlıklar yapılmaktadır. Biz bu konuyu henüz önce;

"Okulları Verimli Kullanmak" başlıklı bir makale ile ele almıştık.

İstatistik geleceğe yön vermeye yönelik çalışmalar olması gerekirken bizde maalesef çoğu vakit günü kurtarmaya yönelik kullanılmaktadır.

Şimdi de biz bir bakalım istatistiklere.

Bu veriler MEB'in istatistiklerinden alınmıştır.

Öğrenci Sayısı Erkek Öğrenci Sayısı Kız TOPLAM Derslik Sayısı DERSLİK BAŞINA DÜŞEN ÖĞRENCİ SAYISI
İLKOKUL 2.850.072 2.724.844 5.574.916 243.305 23
ORTAOKUL 2.762.595 2.715.804 5.478.399 128.551 43
LİSE 2.859.482 2.560.696 5.420.178 140.560 39
Öğrenci Sayısı Erkek Öğrenci Sayısı Kız TOPLAM Derslik Sayısı DERSLİK BAŞINA DÜŞEN ÖĞRENCİ SAYISI
İLKOKUL 488.813 464.973 953.786 31.147 31
ORTAOKUL 477.969 470.899 948.868 15.895 60
LİSE 533.575 492.351 1.025.926 20.526 50

Buradan da görüleceği üzere gerek İstanbul'da gerekse Türkiye genelinde İlkokul-Ortaokul ayrımı yapılırken İlkokul yönünden toleranslı davranılmış. Bunun da manası bilhassa Ortaokulların ikili eğitime ve kalabalık sınıflara mahkum edildikleri.

Bu veriler göstermektedir ki Türkiye genelinde Ortaokullarda derslik başına düşen talebe sayısı 43'tür.

Liselerde bu sayı 31 olarak görülmektedir.

İstanbul Özelinde ele alırsak;

Ortaokullarda derslik başına düşen talebe sayısının 60 civarında meydana geldiğini liselerde ise 50 meydana geldiğini görebiliriz.

Liselerdeki bu sayıya Anadolu-Fen-Sosyal Bilimler-Anadolu Meslek liseleri de dahildir. Bu liselerde sınıf mevcutlarının 30 civarında olması ve tekli(normal) eğitim zaruri olduğu düşünüldüğünde imtihansız meydan meslek liselerinin ve daha önceki ve halk deyimiyle kapatılan, Düz Liselerin durumunu siz değerlendirin.

Yani bir yeri yaparken başka bir yeri bozmuşuz.

Bu istatistikler hakikaten önemli veriler içermektedir. Lakin değerlendirme yapılırken geleceğe yön vermesi gerekir. Çalışmaların buna göre dizayn edilmesi gerekir.

İlkokul'da sınıf mevcutlarının bu denli düşük görülmesinin ya da İlkokul+Ortaokul ayrımı yapılırken İlkokul yönünde seçenek kullanılmasındaki en önemli etkenleri ;

- bu çocukların küçük olmaları

- ve Sınıf Öğretmenlerinin norm fazlası duruma düşmemelerini sağlamak şeklinde özetleyebiliriz.

İstatistikler Özel Okulları da kattığınızda sayısal olarak mevcutları düşük göstermek mümkündür. MEB'in Dershaneleri özel okula dönüştürme, özel okula gidecek çocuklar için ödenek ayırma projesiyle birlikte özel okulların sistemdeki yeri arttırılacak böylece bu istatistikler henüz verimli hale getirilecektir. Bugün boş bulunan yada 10-15 kişi ile ders yapan sınıfların olduğu okullar da istatistiğe eklenince sayıları düşük göstermek tabii ki mümkündür.

Bu değerlendirmemizde varsa bir hatamız düzeltmekte imtina etmeyeceğimizi da ayrıca belirtmek isteriz...

Maksut BALMUK

Öğretmen

Alıntı inşa edilen sayfaların görüntüleri:

YÖK'ten Rektör Saraç'a inceleme

SAFURE CANTURK

Yükseköğretim Heyeti (YÖK) Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç konusunda inceleme başlattı. AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten, rektör ve üniversite yönetiminin, F tipi örgüte öğretim azalarının maaşından haraç topladıklarını iddia ederek, istifa çağrısında bulunmuştu. İçten'in açıklamalarını dikkate meydan YÖK, Dicle Üniversitesi'nde paralel yapılanma konusunda inceleme başlattı. YÖK yetkilileri, Dicle Üniversitesi'nde uzun süredir yolsuzluk, atamalarda liyakata uyulmaması gibi konulardan soruşturmaların sürdüğünü belirtti.

'KADROLARIN KAÇI HAŞHAŞİ'

YÖK nihai olarak öğretim azalarının maaşından zorla haraç kesilmesi konusunda iddiaların da inceleneceğini açıkladı. Diğer taraftan AK Parti Milletvekili İçten, Türkiye'nin ilk başörtülü rektörü meydana gelen Prof Saraç ile üniversite yönetimine, tertip ettiği basın toplantısında ağır suçlamalarda bulundu. Rektör Prof. Dr. Saraç ile üniversite yönetimini istifaya çağrı eden İçten, Diyarbakır'da 'F tipi örgütün', vakıf üniversitesi kurduğunu söyleyerek, "Jale hanım geldikten sonra üniversiteye Diyarbakırlıların dışında 80 şehirden ithal bir sürü personel getiriyorlar. Bunlara, 'Bak kardeşim ben seni getiriyorum maaşının yüzde 15-20 ne koparırsa, F tipi örgütüne vereceksin' deniliyor. Kimlerin aylıkları kesildi, haraç olarak verildi? Kaç tane öğretim görevlisi görevdeyken görevden alındı, uzaklaştırıldı? Kadroların kaçı haşhaşi?" ifadelerine yer verdi.

'Ülkeye dön' deyince atıldı

Dicle Üniversitesi rektörlüğü, doçentlik kadrosu olmasına rağmen, İlahiyat Fakültesinde görevli Doç. Dr. Ahmet İnan'ı kadroya almamıştı. Fethullah Gülen'i mahalli televizyonda eleştiren İnan'ın okulla ilişiği, programdan bir gün sonra sevk edilen tebligatla kesilmişti.

reklam yeri
 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hot Sonakshi Sinha, Car Price in India
online kişi acaip's Profile on Ping.sg